Ata’sına sahip çıkan duyarlı vatandaşlar ayağa kalktı!

Atatürkün ve ‘Atatürkçülük’ kavramının Milli Mücadeleden ve Sosyal Bilgiler dersinin müfredatından çıkarılmasına tepki yağıyor. Atasına sahip çıkan duyarlı vatandaşlar, sosyal medyada imza kampanyasına başlattı.

Türkiye, Atatürk için ayağa kalktı!


Mustafa Kemal Atatürk
ün adının ve ‘Atatürkçülük’ kavramının Milli Mücadeleden ve Sosyal Bilgiler dersinin müfredatından çıkarılması sosyal medyada geniş yankı buldu. Milli Eğitim Bakanlığının aldığı karara tepki gösteren on binlerce vatandaş, sosyal medyada başlatılan imza kampanyasına katıldı. 

Şu an 98 bin kişinin imza attığı kampanyada 150 bin kişinin imza atması hedeflenirken, konuyla ilgili bir de bildiri yayınlandı.
İşte o bildiri:

MEB, eğitimde sadeleşme amacıyla 2 yıldır üzerinde çalıştığı ilkokul, ortaokul ve lise taslak müfredatını açıkladı. Taslak müfredat eğitim kamuoyunun görüşünün alınmasının ardından tamamlanacak ve 2017-2018 öğretim yılında uygulanmaya başlanacak.Hazırlanan taslak metinler, geçmiş yıllarda hazırlanan müfredatlara göre ciddi ölçüde kısaltıldı. Bu kapsamda 1. sınıflara yönelik Hayat Bilgisi dersinin eski eğitim programında, “Atatürk’ün vatan ve millet sevgisi, yurdun Atatürk’ün önderliğinde düşmanlardan kurtarıldığı, Atatürk resmi, Türk bayrağı, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe’nin sınıfta bulunma nedenleri ile çocukların Atatürk’ün hayatını öğrenmeye istekli olmalarının sağlanarak, Türk milletinin Atatürk’ün önderliğinde kavuştuğu hak ve hürriyetleri fark edebilmesinin çocuklara aşılanması” hedeflenirken, yeni müfredatta bu konular yer almadı.


MEB’in yeni müfredatında “Atatürk’ün ‘sadece’ doğum yeri, anne ve babasının adı, ölüm yeri ve Anıtkabir üzerinde durulur” denildi. Bu kapsamda çocukların sınıfları yükseltildikçe aktarılan Atatürkçülük ve Atatürk’e ilişkin bilgiler ‘sadeleştirilerek’ diğer her sınıfa yönelik Atatürk konusunda yüzeysel eğitim programları hazırlandı.

Bu, "tavsiye edilen müfredat". Buna halen katkıda bulunabilir, nelerin eklenmesi, ne değişiklikler yapılması gerektiğini bildirebilirsiniz. Yeterince kamuoyu baskısı yaratılabilirse, MEB de yaptığı hatadan dönebilir!

Bunun için yapmanız gereken de çok basit, birkaç adımda anlatalım:

1) Bu bağlantıya gidin: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=30

2) Katkıda Bulun tuşuna basın.

3) "Yapısı" kısmı için 1. sıradaki "Kazanımlarla İlgili Görüş Bildirmek İstiyorum"u seçin.

4) Türü kısmı için 3. sıradaki "Ekleme" seçeneğini seçin.

5) "Gerekçe" kısmına Atatürk ilke ve devrimlerinin müfredata geri eklenmesi için istediğiniz açıklamayı girin. Eğer ne gireceğinizden emin değilseniz, bizim şu genel açıklamamızı girebilirsiniz (kopyala-yapıştır yapabilirsiniz):

''Sayın Milli Eğitim Bakanlığı Yetkilileri, ''Atatürk İlke ve İnkılapları'' kazanımının eskiden olduğu gibi müfredata alınmasını talep ediyorum.Türk gençliği tarihini, Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl kurulduğunu tarih kitaplarından öğrenecektir. Cumhuriyet hepimizin kazanımı. Her ne kadar hükümet yetkililerinin görüşleri halkımızın neredeyse yarısıyla zıt olsa da ortak noktalarımızı belirleyip onlarda buluşmalıyız. Osmanlı Devleti de bizim tarihimiz, Selçuklu Devleti de. Fakat hepsinden önemlisi şuanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizi belki de en çok ilgilendiren şey Kuvay-ı Milliye ruhunun hangi şartlarda oluştuğu ve başarıya ulaştığıdır. 

15 Temmuz gecesi darbecilerin ilk hedef aldığı yer Atatürk'ün kurduğu Gazi Meclistir. Darbecilerin ilk hedefi Atatürk olmuştur, cumhuriyetin sembolü meclis olmuştur.  

Atatürk’ü ve devrimlerini kitaplardan silmek, darbecilerle aynı amaca hizmet etmek anlamına gelir.Öte yandan Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Devrimcilik, Laiklik bizi biz yapan 6 kuraldır. 

Bu ilkelerden birinin eksikliği cumhuriyetin yıkılması anlamına gelir. Ki bunu geçmişte yaşadığımız pratiklerde gördük; bu altı ilke için, uğruna çok şey feda ettik.Sonuç olarak, ‘’Atatürk İlke ve İnkılapları’’ kazanımının yeni müfredat içerisine eklenmesini önemle talep ediyor, bilgilerinize arz ediyorum.

Saygılarımla.''

Devlet Bahçeli'yi anlatan kitaba toplatma kararı

Sabahattin Önkibar'ın bugün piyasaya çıkan "Devlet Bahçeli ve Ülkücüler" kitabı hakkında toplatma kararı verildi.

Devlet Bahçeli'yi anlatan kitaba toplatma kararı


Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin başvurusuyla Sabahattin Önkibar'ın bugün piyasaya çıkan "Devlet Bahçeli ve Ülkücüler" kitabı hakkında toplatma kararı verdi.


Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar'ın "Devlet Bahçeli ve Derin Ülkücüler" kitabı bugün Kırmızı Kedi Yayınları'ndan piyasaya çıktı. Ancak dün, henüz kitap piyasaya çıkmadan, Devlet Bahçeli Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak kitabın tedbiren dağıtımının durdurulmasını, dağıtılanların ise toplatılmasını istemişti. Mahkeme bugün başvuru hakkında karar verdi. 


Kitabın dağıtımının durdurulması, dağıtılanların ise toplatılması kararına varılırken, kararın itiraza açık olduğu söylendi.

BAŞVURU KİTAP ÇIKMADAN YAPILDI

Kırmızı Kedi Yayınevi’nin avukatı Celal Ülgen Odatv’ye yaptığı açıklamada, 

"Toplatma kararında ve başvuru dilekçesinde somut ve Devlet Bahçeli'nin kişilik haklarına ağır biçimde saldırı veya Bahçeli'yi mağdur edecek somut herhangi bir şey, konu belirtilmemiş. Tam tersine gelecekteki bir tehlikeden söz edilmiş. Yani ‘Bu kitap Devlet Bahçeli'nin kişilik haklarına ağır saldırı teşkil eden gerçek dışı olayların varmış gibi açıklandığını düşünüyoruz’ demişler. Kitabı daha okumamışlar, daha kitabı görmemişler. Başvuru daha kitap çıkmadan önce yapılmış” dedi.

“İTİRAZI HAZIRLIYORUM”

Ülgen sözlerini şöyle sürdürdü:



“Zekeriya Öz'ün Ahmet Şık'ın kitabını toplatma eyleminden sonra, bir asliye hukuk mahkemesi tarafından alınmış en garip karar. Çok tuhaf bir karar. Ben şimdi bunun itirazını hazırlıyorum. Çünkü bu gerekçede belirttikleri hiçbir tehlike bu kitapta bulunmamaktadır. Önce kitabı okumaları gerekir. Kitabı okumadan, kitabın bütünü hakkında toplatma kararı vermeleri, hukukun Türkiye'de hangi seviyelere düştüğünün göstergesidir."


İşte o karar:


 
















































Odatv

AKP metal işçilerinin grevini yasakladı!

Birleşik Metal İş Sendikası'nın örgütlü olduğu metal iş kolundaki 13 fabrikada 2 bin 200 işçinin katılımıyla bu sabah başlayan grev, AKP tarafından "milli güvenliği tehdit ettiği" gerekçesiyle 60 gün süreyle ertelendi. Yasak kararı Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayınlandı. 

AKP metal işçilerinin grevini yasakladı! 

Yaklaşık 2 bin 200 işçinin bu sabah fabrikalarda toplanarak grev kararını asmasının ardından, öğle saatlerinde Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve bakanların imzasıyla grevin 60 gün süreyle ertelendiği duyuruldu. 

Metal işçisi ayakta: 
Binlerce işçi greve başladı...

Yeliz Bey!: “O isimle benim olduğum görüntü sahte” dedi!

Anayasa değişikliği görüşmeleri sırasında AKP  İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın Yeliz Adeley isimli  hesap üzerinden Genel Kurul’dan yayın yaptığı öne sürülünce CHP’li miletvekilleri de bu durumu protesto etmişti.

“O isimle benim olduğum görüntü sahte”
 Tayyip Erdoğan’ın eski makam şoförü olan  Ahmet Hamdi Çamlı  iddialara yanıt verdi. 



CNNTÜRK’ün haberine göre Çamlı: “Kendi hesabımla yayın yapıyorum. O isimle benim olduğum görüntü sahte. Valla sataşırlarsa sürprizlerimiz var onlara” dedi…

Tam bir AKP işi!

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Suriye’de sahadaki gerçeklerin dramatik şekilde değiştiğini belirterek Türkiye’nin (Suriye Cumhurbaşkanı Beşar) Esad’sız bir çözümde ısrar etmesinin artık gerçekçi olmadığını söyledi. Daha sonra danışmanları aracılığıyla yazılı bir açıklama yapan Şimşek, haberi yalanlayarak bu sözleri söylemediğini belirtti... 

Mehmet Şimşek’ten Suriye açıklaması
Davos’ta devam eden Dünya Ekonomik Forumu kapsamında Suriye ve Irak konularında düzenlenen bir panele katılan Şimşek, “Esad konusundaki pozisyonumuza gelince, Suriye halkının çektiği acıların ve yaşanan trajedilerin Esad’ın suçu olduğu açıkça  belli. Ancak pragmatik ve gerçekçi olmak zorundayız” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’de sahadaki gerçekler dramatik şekilde değişti. Bu nedenle Türkiye artık Esad’sız bir çözümde ısrar edemez; bu gerçekçi değil.”

Türkiye Suriye krizinin başından bu yana muhaliflere destek vermiş ve Esad yönetiminin iktidarı bırakması gerektiğini savunmuştu.



YAZILI AÇIKLAMAYLA YALANLADI AMA…

Reuters’ın bu haberinden yaklaşık yarım saat önce Rus Sputnik Haber Ajansı; Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in “Türkiye, artık (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad’sız bir anlaşmada ısrar edemez, bu gerçekçi de değil” dediğini haberleştirdi. Ancak Şimşek yazılı bir açıklama yaparak sözlerinin çarpıtıldığını iddia etti. 


Yazılı açıklamada şu ifadeye yer verildi:

Başbakan Yardımcımız Sn. Mehmet Şimşek’in; Davos’ta konuşmacı olarak katıldığı “Suriye ve Irak : Anlaşmazlığı Bitirme” panelinde Suriye meselesine ilişkin gelen bir soru üzerine verdiği cevap çok nettir. Başbakan Yardımcımız Sn. Mehmet Şimşek gelen soruya cevap olarak; Suriye’deki trajedinin müsebbibinin Esad olduğunu, Esad’ın içinde olduğu bir çözümü içselleştirmenin mümkün olmadığını, Amerika’nın üzerine düşeni yapmadığını, Rusya ve İran’ın sahada durumu değiştirdiğini ve bundan sonra esas odaklanılması gereken konunun ateşkes ile insanların hayatının korunması olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir.

Ancak Sputnik Haber Ajansı konuyu bağlamından çıkartarak Başbakan Yardımcımızın “Türkiye artık Esad’sız bir anlaşmada ısrar edemez” dediğini yönünde bir algı oluşturmaya çalışmıştır. Başbakan Yardımcımız Sn. Mehmet Şimşek’in hiçbir şekilde haberde yer verildiği gibi bir ifadesi olmamıştır. Bu Sputnik Haber Ajansının kendi yorumudur.”

“Hafızasız bir toplum amaçlıyorlar”

Kültür Bilimleri Akademisi Başkanı Prof. Dr. Kemal Üçüncü, MEB’in açıkladığı yeni müfredat için, “Değişikliğin temeli yok ve birçok alanda eksiklik içeriyor. Yeni diye açıklanan müfredata sığ, politik mülahazalarla makyaj yapılmış” dedi.
Müfredat hafızasız toplum amaçlıyor
Türkiye’deki eğitim sisteminde milli şuur bilincinin eksik verildiğine dikkat çeken Üçüncü, buna rağmen yeni müfredat taslağında da aynı hatalarda ısrarcı olunduğunu dile getirdi. 

Uygulanan eğitim politikasını, “Milli Eğitim’in sadece adında milli kalmış” sözleriyle eleştiren Prof. Dr. Üçüncü, şöyle dedi: 
“Atatürk, Atatürkçülüğün ve inkılap tarihinin müfredattan çıkarılması ne demektir anlamış değilim. Dünyanın en gelişmiş eğitim kurumlarına bir bakın hepsinde kendi ülkelerinin kültür tarihini anlatan dersler istisnasız vardır. Tarih ve kültür bilinci olmayan bir insanın bilimsel bilgi üretme mantalitesi olmaz. Ortaya konulmak istenen bir gölge muhafazakârlıktır. Kültür tarihi ve milli bilinci artıracak konular müfredatta epeyce zayıflatılmış. Çağdaş dünya ile entegre olunacağından bahsediliyor. Öyle ise evrim teorisi müfredattan çıkarılmış. Bu durum, ‘Ben tekerleği tanımıyorum’ demek gibi bir şeydir. Diğer yandan milli mücadeleyi ortadan kaldırarak hafızasız bir toplum mu tasavvur etmek istiyorsunuz? Atatürk ve milli mücadeleyi müfredattan çıkarmakla kastınız nedir?”

Yeni müfredat taslağını içerisinde birçok eksikliği barındıran sadece kâğıt üzerinde yapılmış bir yapboz olarak niteleyen Üçüncü, eğitim politikasının bütüncül olarak ele alınması gerektiğine işaret etti. “Öncelikle bir eğitim felsefesi olması lazım. Bu konu sizin ülke ve millet olarak nasıl bir şahsiyet yetiştirmek istediğiniz, nasıl bir toplum tahayyül ettiğinizle ilgilidir” şeklinde konuşan Üçüncü, şöyle devam etti:

BİLGİ EKSİKLİĞİ DOLU
“Oradan al buraya yapıştır Türkiye’nin Tanzimat’tan bu yana yaptığı yanlışlardan biridir. Bu mümkün olsaydı İsviçre’nin hukuk sistemini alır Afganistan’da uygulayabilirdik. Eğitim verilecek kitaplar da bilgi eksikliği ile dolu. Milli Eğitim Bakanlığı, yanlış bilgilerle dolu kitaplarla doğru bir eğitim vermeye çalışıyor. 

Ders kitapları son derece kötü hazırlanmış. Zaten belirli kriterler düşünülmeden siyasi mülahazalarla bu kitaplar hazırlanıyor. Türkiye’de 2 yılda bir Milli Eğitim Bakanı değişiyor. Akademik çevrelerin müfredatla ilgili eleştirilerine baktım. Esasa ilişkin olmayan kalem, ünite gibi tali unsurlar sorun olarak dile getirilmiş. 

Bu da müfredat değişikliği kadar hazindir. Türk eğitimi büyük bir sistem sorunu olarak ortada durmaya devam etmektedir. Eğitim alanında reform yapılması gerekiyor. Bu eğitim reformu yapılmazsa gelecek on yılda Türkiye gibi ülkeler sadece hizmet sektöründe yer alacaktır.”

IŞİD saldırısı: Şehit ve yaralılar var

SURİYE'de sürdürülen Fırat Kalkanı Harekatı'nın 150'nci gününde terör örgütü IŞİD mensupları, Suriye'nin El Bab bölgesinde Türk askerlerinin bulunduğu alana saldırdı. Saldırıda şehit ve yaralıların bulunduğu bildirildi. TSK, hain saldırıda 5 askerin şehit olduğunu 9 askerin de yaralandığını açıklamıştı.

El Bab'da IŞİD saldırısı: 

Şehit ve yaralılar var

SURİYE'de sürdürülen Fırat Kalkanı Harekatı'nın 150'nci gününde terör örgütü IŞİD mensupları, Suriye'nin El Bab bölgesinde Türk askerlerinin bulunduğu alana saldırdı.


Saldırıda şehit ve yaralıların bulunduğu bildirildi.

TSK, ŞEHİT VE YARALI SAYISINI AÇIKLADI

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hain saldırıyla ilgili yapılan bilgilendirmede şunlar denildi:


20 Ocak 2017 tarihinde sabah saat 13:40 sularında, El Bab’ın Suflaniyah bölgesinde DAEŞ TÖ mensubu teröristlerce gerçekleştirilen Bombalı Araç saldırısı sonucunda maalesef 5 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 9 kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Yaralılar derhal hastaneye sevk edilmiş olup tedavilerine başlanılmıştır.

Saldırıda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza ve Yüce Milletimize başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.

AKPnin ‘Yeliz’i... ‘Zalım Yeliz’i!

Bir süredir meclisten bilgiler veren ve kim olduğu merak edilen 'Yeliz' isimli twitter kullanıcısı AKP milletvekili ve Erdoğan'ın eski şoförü olan Ahmet Hamdi Çamlı çıktı... Bir milletvekilinin Yeliz ismiyle fake hesap açmasının tuhaflığı sosyal medyanın diline düştü. Gündem Meclis'teki ‘Yeliz Ah Yeliz zalım Yeliz’

AKPli vekil 
fake isimle hesap açarsa:
 ‘Yeliz Ah Yeliz zalım Yeliz’
AKP'li milletvekili ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski şoförü Ahmet Hamdi Çamlı'nın @yelizadeley kullanıcı adıyla açtığı sahte hesaptan Meclis'te Periscope yayını yaptığı ortaya çıktı...

Bir anda sosyal medya'nın gündemine oturan Çamlı'ya twitter'dan tepkiler artıyor... İşte o tweet'ler

Kanal D'nin sabah haberlerini sunan başarılı spiker İrfan Değirmenci, sosyal medya üzerinden, Meclis'te 'Yeliz' adlı sahte bir hesaptan yayın yapan AKP'li Ahmet Hamdi Çamlı'ya göndermede bulundu.



Dahası var:)
Devamını okumak isterseniz tıklayın

Valilikere 'kargo' uyarısı

İçişleriBakanlığı, son zamanlarda Türkiye'de yaşanan terör olayları ile birlikte bazı suç unsurlarının kargo yoluyla naklinin gerçekleştirildiğinin gözlemlenmesi üzerine posta gönderilerine ilişkin güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini değerlendirerek, 81 ilin valiliklerini uyardı.

İçişleri Bakanlığı'ndan tüm valilere 'kargo' uyarısı


İçişleri Bakanlığı, Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı'ndan 81 il Valiliğine gönderilen yazıda, son zamanlarda ülkede yaşanan terör olayları ile birlikte bazı suç unsurlarının kargo yoluyla naklinin gerçekleştirildiğinin gözlenlenmesi ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirilen istişareler sonunda, posta gönderilerine ilişkin güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiği değerlendirdi. 


Yazıda, posta hizmet sağlayıcılarının teslim aldığı veya alıcısına teslim ettiği posta gönderilerine ilişkin güvenlik tedbirlerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar kapsamımla hazırlanan, 'Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirlerine yönelik usul ve esaslar' konusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 27 Aralık 2016 tarihinde aldığı kararlar hatırlatıldı. Valilikler tarafından da resmi kurum ve kuruluşlara üst yazı ile gönderilen BTK'nın, 'Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirlerine Yönelik Usul ve Esasların onaylanması' kararlarından bazıları şöyle:

* Göndericinin adı-soyadı, TC Kimlik numarası (yabancı uyruklular için pasaport numarası, uluslararası geçerliliği olan muadili belgenin numarası veya TC yetkili mercilerince verilmiş kimliği tespite yarayan belge numarası), açık adres bilgisi, telefon numarası bilgileri en az iki yıl süreyle saklanır.

* Gönderinin, üzerinde gönderici olarak belirtilen kişiden farklı bir kişi tarafından hizmet sağlayıcısına teslim edilmesi durumunda, gönderiyi teslim eden kişinin adı-soyadı, TC Kimlik numarası, açık adres bilgisi, telefon numarası bilgileri olmalıdır.

* Alıcının adı-soyadı ve açık adres bilgisi, Gönderiye ilişkin olarak gönderinin cinsi, gönderinin birden fazla bağımsız materyal içermesi halinde her biri için cins bilgileri, kabul sırasında göndericinin kimlik ve gönderinin içeriğinin kontrolü işlemlerini gerçekleştiren hizmet sağlayıcısı şirket personelinin adı, soyadı, TC kimlik numarası bilgileri, kayıt altına alınır, gerektiğinde ilgili mercilere sunulmak üzere gizliliği sağlanarak en az iki yıl süreyle saklanır.

* Alıcının kimlik bilgilerini vermek istememesi durumunda gönderi teslim edilmez, göndericisine iade edilir.

* İçerisinde yasak madde bulunduğundan şüphelenilen posta kolisi veya kargosu niteliğindeki kapalı gönderiler, özel hayatın gizliliğine de dikkat edilerek göndericiye açtırılarak kapsamı kontrol edildikten sonra kabul edilir.

* Göndericinin, gönderinin kabulü aşamasında gerekli olan kimlik bilgileri ve iletişim bilgilerini vermek istememesi veya kapsam kontrolüne razı olmaması durumunda gönderiler kabul edilmez.

* Posta hizmetinde kullanılan işyerlerinde, araçlarda ve kıyafetlerde, gönderinin kabulü ve alıcıya teslimi aşamasında ilgili hizmet sağlayıcının kurumsal amblem/logo, marka ismi gibi ayırt edici işaretinin ve/veya ilgili personelin personel kimlik kartının görünür bir şekilde bulunması zorunludur.

* Kabulden sonra, hizmet sağlayıcıları tarafından posta gönderileri içerisinde yasak madde bulunduğundan şüphelenilmesi durumunda, en yakın resmi güvenlik birimi görevlileri huzurunda şüpheli gönderi kontrol ettirilebilir. Hizmet sağlayıcının görüntüleme cihazı varsa, söz konusu gönderi resmi güvenlik birimi görevlileri huzurunda görüntüleme cihazları ile kontrol edilir.

* Hizmet sağlayıcılarının posta gönderilerini kabul merkezlerinde kamera sistemi kurularak kayıtlar, gerektiğinde ilgili mercilere sunulmak üzere en az bir 1 ay süreyle saklanır.

İzmir’den TBMM’ye: ‘Bu sese kulak verin’

İzmirde aralarında DİSK, KESK ve TMMOBun yer aldığı Emek ve Demokrasi Güçleri, TBMMdeki tüm siyasi partilerin milletvekillerine Anayasa değişikliğinde Hayır oyu kullanma çağrısı yaptıkları mektup postaladı.

İzmirden TBMMye
başkanlık mektubu: 
‘Bu sese kulak verin’
TBMMde oylaması süren Anayasa değişikliğiyle ilgili kamuoyundaki Başkanlık sistemi tartışmaları da sürüyor. KESK, DİSK, TMMOBun içinde yer aldığı 40 örgüt, siyasi parti, sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri Cumhuriyet Meydanında biraraya geldi.

Bir zarf içine üzerinde 'Sayın milletvekili halkın sesine kulak verin!' yazılı kart ve DİSK antetli kağıda yazılmış Anayasa ile ilgili taleplerin yer aldığı, oylamada 'Hayır' oyu verilmesi çağrısı yapan yazılı metin koyuldu. Mektup daha sonra aralarında Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere AK Parti, CHP, MHP, HDP'li milletvekillerinin tamamına gönderildi.

'DEMOKRATİK TÜRKİYE TALEP EDİYORUZ'
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı yaşam haklarına, örgütlenme haklarına darbe indirecek Anayasa için oylama sürecinin TBMM'de devam ettiğini, toplumun sesine de kulak verilmesini talep ettiklerini söyledi. Sarı şöyle dedi:

"İzmir'deki 40 örgüt olarak 'sesimize kulak verin' eylemi gerçekleştiriyoruz. Taleplerimizi ilettiğimiz mektup ve 'hayır' kartı gönderdik. Sesimize kulak verilmezse sokak sokak 'Hayır' duvarı örmek için çalışacağız. Çünkü biz demokratik bir Türkiye talep ediyoruz."

DİSK'in mektubunda Türkiye'nin kendi demokrasi tarihine ve birikimine sırtını dönemeyeceği bu ülkenin geleceği ve bekasının tek bir kişiye bağlanamayacağı belirtildi. Başkanlık dayatmasının Türkiye'de istikrarın, huzurun ve barışın altını oyduğunu öne süren DİSK, milletvekillerine 'hayır' oyu kullanma çağrısı yaptı.

Memleketin içine etti. Başkan hâlâ başkan

“Al sana başkanlık”

Yılmaz ÖZDİL
Hayır demeliyiz.
Mutlaka hayır demeliyiz.
Neden derseniz?
Somut örnek vereyim.


**
Venezuela'nın nüfusu 30 milyon kişi… Suudi Arabistan'ın bile 265 milyar varil petrol rezervi varken, Venezuela'nın 296 milyar varil petrol rezervi var. Varilini 55 dolardan hesapla bak ne çıkıyor… Venezuela halkının en az Kanadalılar kadar refah olması gerekiyor.

**
Venezuela'da başkanlık sistemi var.

**
Hugo Chavez 1998'de başkan seçildi. Yoksul ve cahil ahali, onu çok seviyordu, gıda kolisi dağıtıyor, gariban mahallelere sağlık ocağı filan açıyor, devletin kaynaklarını sebil gibi kullanıyor, açlıktan nefesi kokan halkın kurtarıcısı olarak görülüyordu. Şak… Anayasayı değiştirdi, devletin yönetim şeklini değiştirdi. Artık onu sevip sevmemelerinin önemi yoktu, çünkü, artık onu başkanlıktan indirmek hukuken mümkün değildi. Muhalefeti susturdu, basını susturdu, iş dünyasını sustalı maymuna çevirdi. Onun yönetim şekli yüzünden 1.5 milyon kişi ülkeden kaçtı. Nüfusun yüzde beşi ülkeden kaçarken… Twitter'dan kendisini takip eden üç milyonuncu takipçisine ev hediye ederek, kendisini alkışlatıyordu.

**
Kansere yakalandı. Halefi olarak, başkan yardımcısı Maduro'yu seçti. Bütçe dahil, tüm yetkilerini başkan yardımcısı Maduro'ya devretti.

**
Maduro otobüs şoförüydü, lise mezunuydu, sendikacılıktan tırmanmış, Chavez'in sağkolu olmuştu.

**
Üniversite mezunu olmayan biri devlete başkan olabilir mi?” diye eleştirildiğinde… Chavez “neden olmasın” diyordu, “iktidar halkındır, elitler-seçkinciler istemese de otobüs şoförü başkan olur” diyordu.

**
Chavez öldü, otobüs şoförü Maduro geçici olarak başkan oldu.

**
Nisan 2013'te yeniden başkanlık seçimi yapıldı, başkanlık imkanlarını sonuna kadar kullanan Maduro, yüzde 50.6 oyla kılpayı kazandı. Rakibi yüzde 49.1 almıştı. Seçimde şaibe olduğunu, oyların çalındığını elbette herkes biliyordu ama, itirazlardan netice alınamadı, çünkü, seçim kurulu, yargı, komple Maduro'nun kontrolündeydi. Toplum karpuz gibi ikiye bölündü.

**
Protesto gösterileri başlayınca, halka ateş açıldı. Harvard mezunu muhalefet lideri tutuklandı. Bizzat başkan Maduro tarafından “kendisinin başkanlığını kabul etmeyenlere konuşma yasağı” getiren yasa teklifi hazırlandı, meclis bu teklifi kabul etti iyi mi… Muhalefete kanunen konuşma yasağı getirildi. Başkanlık yetkilerini daha da arttıran yasalar çıkarttı, mesela, petrol ve madenler konusunda meclise sormadan karar verme yetkisini kendisine aldı!

**
Yandaş medya oluşturdu, şu anda Maduro haricinde hiçbir şey yazmıyorlar, televizyonlarda devamlı Maduro konuşuyor. Muhalif medyayı susturdu, yayınlarını beğenmediği televizyon kanallarını kablolu kanaldan çıkardı.

**
20 milyon kişiye 120 bin ton gıda kolisi dağıttı. Temel ihtiyaç maddeleri karaborsaya düşmeye başlayınca, başkanlık bünyesinde komisyon kurdu, kıtlığın sebebinin araştırılmasını istedi. Yalaka komisyon araştırdı. Ne buldular biliyor musunuz? 
“Halkımızın yüzde 95'i günde dört-beş öğün yemek yiyor, bu nedenle tüketim maddelerinde sıkıntı yaşanıyor” sonucunu buldular! Kıtlığın sebebi halkın çok yemesiydi yani… Başkanın sorumluluğu, kusuru yoktu!

**
2015'te parlamento seçimi yapıldı. Maduro her türlü katakulliyi yaptı ama, hezimete uğramaktan kurtulamadı. Muhalefet ezici çoğunlukla kazandı. Muhalefet parlamentoyu kazandı ama… Başkan hâlâ Maduro'ydu. Ordu, polis, yargı, onun elindeydi. Hükümeti hâlâ o kuruyordu.

**
Meclis çoğunluğunu ele geçiren muhalefet, 2019'da yapılması gereken başkanlık seçimlerinin öne çekilmesi için, erken seçim talebinde bulundu. Başkan reddetti!

**
Bunun üzerine, erken seçime gidilmesi konusunda referandum yapılması için anayasal süreç başlatıldı. Anayasaya göre, referanduma gidilmesi için seçmenin yüzde 20'sinden imza toplanması gerekiyordu. Dört milyon imza toplandı. Nafile… Başkanın emrindeki seçim kurulu, imzaları kabul etmedi, referandum meferandum yapamazsınız dedi, kesti attı!

**
Muhalefet bir başka yol aradı, meclisten, Maduro'nun başkanlıktan azledilmesini talep eden karar çıkarıldı. Gel gör ki… Tüm üyeleri Maduro tarafından seçilen Anayasa Mahkemesi bu kararı reddetti. Meclisin azil talebinin anayasaya aykırı olduğu açıklandı!

**
Bunlar yetmezmiş gibi, Aragua eyaletinin valisini, kendisine başkan yardımcısı yaptı. Bu herif “uyuşturucu baronu” olarak tanınıyor! Eğer Maduro da Chavez gibi ölürse, 2019'a kadar ülkeyi bu arkadaş yönetecek.

**
Şu anda Venezuela'da enflasyon yüzde 700… Bu sene yüzde 1600'e çıkması bekleniyor. Alışverişlerde kredi kartı geçmiyor, mağazalar kabul etmiyor. Hükümet devalüasyonla eriyen banknotları tedavülden kaldırıp, yerine yenilerini sürmek istedi, para basmak için bile para bulamadı! Asgari ücrete güya yüzde 50 zam yapıldı, 40 bin bolivar oldu, 40 bin bolivar ne ediyor biliyor musunuz, 15 dolar ediyor! Et, un, şeker, pirinç, süt karaborsa satılıyor, ekmek için bile kuyruk var, marketler saldırıya uğruyor, yağmalanıyor. Hal böyleyken, zengin daha da zengin oldu, bir hamburger 170 dolara satılıyor, alıcı buluyor! Eczane rafları boşaldı, ilaç sıkıntısı var, sağlık sistemi çöktü, ameliyat malzemesi yok, yenidoğan bebek ölümleri rekor seviyeye ulaştı. İthalat bıçak gibi kesildi, alt tarafı diş macunu almak isteyen, normal fiyatının yüz misli ödemek zorunda kalıyor. Günde 18 saate varan elektrik kesintileri yapılıyor, yeterli elektrik üretilemediği için, kamu kurumları haftada beş gün tatil ediliyor, sadece pazartesi ve salı çalışıyor, özel sektör haftalık izin gününü üçe çıkardı. Şehirlerde günde sekiz saat su kesintisi yapılıyor, her gün… Fuhuş patladı. Suç patladı, her 21 dakikada bir cinayet işleniyor, her sene 17 bin adam kaçırma olayı, fidye rapor ediliyor. Gasp öyle hale geldi ki, insanlar cep telefonuyla anca evlerinde konuşuyor, sokağa çıkarken yanına almıyor. Sosyal hayat durdu, sinema yok, tiyatro yok, konser yok, hava kararınca şehirler ıssızlaşıyor. Karayolları, limanlar ve havalimanları ordu kontrolünde tutuluyor.

**
Memleketin içine etti.
Başkan hâlâ başkan.

“Eyyy Batı özgürlük Marmaray’dan geçer”

Ak Saray'da bir kez daha muhtarlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazinin evraklarını işleme koymayan kaymakamı şikayet etti. Erdoğan, "Ey kaymakam sen kendini ne sanıyorsun? Sen orada kalıcı mısın sanıyorsun'' ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan kaymakamı 
muhtarlara şikayet etti:
 ‘Sen kendini ne sanıyorsun?’
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 35. kez muhtarlarla buluştu. Erdoğan, Güneydoğu'daki bazı DBP'li belediyelere kayyım atanmadan önce Batı'dan gelen heyetlerin ziyaret ederek destek olduğunu belirterek eleştirilerde bulundu. 

Erdoğan "Ey Batı, siz bunları savundunuz be. Sizin bu dünyada özgürlük diye bir derdiniz yok, sıkıntınız yok. Özgürlük bu değil ya. Özgürlük, bu insanlara insanca yaşama erdemini huzurlarına getirmek. Özgürlük Marmaray'dan geçer, Avrasya Tüneli'nden geçer, özgürlük Osmangazi Köprüsü'nden geçer, özgürlük inşallah dünyanın en büyük havalimanından geçer" diye konuştu.

"Dün gece yaşadığım bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Bir telefon geldi. Ardından ben de gazimizi aradım. Gazimiz evraklarını gönderiyor ama evraklar işleme konmuyor veya ağırdan alınıyor" diyen Erdoğan, "Tabii ilgili yerlere de durumu bildirdim. Şimdi de buradan sesleniyorum, ey kaymakam. Sen kendini ne sanıyorsun ya, sen orada kalıcı mısın ya. O gazi kendini niçin feda etti? Bu vatan için feda etti. Köprünün üzerine niçin yürüdü, bu millet için yürüdü. Sen eğer o makamda varsan o gazi için varsın. Haddini bilmediğin zaman sana haddini bildirirler. Nitekim İçişleri Bakanıma da söyledim, öyle zannediyorum ki gereği yapılacaktır" açıklamasında bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Türkiye'nin özellikle geçtiğimiz 150 yılı sürekli yönetim tartışmalarıyla geçmiştir. Tanzimattan Meşrutiyet'e, Cumhuriyet'in alanından çok partili siyasi sisteme kadar pek çok yol denenmiş, arayış hiç bitmemiştir. Bu sırada yaşanan darbeleri, darbe girişimlerini de unutmamak gerekiyor. Türkiye'nin gündeminde olan anayasa değişikliğiyle yöneldiği yeni sistem arayışı bu ihtiyacın neticesidir. Meclis'teki sürecin ardından konu milletimizin huzuruna gelecek, herkes izahını milletimize yapacaktır. Demokrasinin ilk adımı muhtarlıktır, oradan başlıyor. Son kademesi cumhurbaşkanlığıdır. Ülkemiz açısından bu kadar önemli bir meseleyi istişare etmesi gerekenlerin en başında cumhurbaşkanı olarak şahsım ve muhtarlarımız geliyor.

'ARTIK ÖNCELİK SIRALAMASI YAPMAKTA ZORLANIYORUZ'

"40 yıllık siyasi hayatım, özellikle de son yıllarda yaşadığım hadiseler şunu gösterdi; gönlünü, gözünü ve kulağını milletimizden ayıran hiç kimsenin bu topraklarda kök salma şansı yoktur. Milletimizle olan irtibatımızı güçlendiren siz muhtarlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Ülke ve millet olarak kısa sürede o kadar çok önemli hadiseyi üst üste yaşadık ki artık öncelik sıralaması yapmakta zorlanıyoruz. Aynı anda hem terör hem ekonomi cephesinde mücadele ediyor, uluslararası saldırılara karşı direniyoruz. Aslında yaşadığımız sorunların hiçbiri bize mahsus olmamakla birlikte bizi diğer ülkelerden ayıran çok önemli farklılıklar vardır. Mesela tüm terör örgütlerinin hedef aldığı tek ülke Türkiye'dir.

"Küresel ekonomik kriz, gelişmiş ülkeler dahil herkesi etkilerken Türkiye, yaşadığı tü sıkıntılara rağmen mali disiplininden taviz vermemiş, büyümesini belli bir seviyenin altına düşürmemiştir. Darbe girişimiyle, ekonomik baskıyla Türkiye'nin, öyle birkaç fiskeyle yıkılmayacak ulu bir çınar olduğunu cümle alem görmüştür. Biz millet olarak bugün bulunduğumuz yere 2 ayda gelmedik, bizim arkamızda iki bin yıllık devlet geleneğimiz var. 1400 yıllık medeniyet müktesebatımız var. Tarihimizin en son ve en genç devleti olan Cumhuriyetimiz dahi 93 yılını geride bıraktı. Biz göçebe devlet değiliz, kökü mazide olan bir devletiz. Bugün sahip oldukları güce, zenginliğe güvenerek dünyaya meydan okuyanlar, yarın mevsim değiştiğinde hayatta kalabilecekler mi göreceğiz"

"Ne diyor atalarımız; zulümle abad olanın ahiri berbat olur. Biz büyüklerimizden haksız davada zirve olmaktansa, haklı davada zerre olmayı öğrendik. Farkımız bu. Onun için bugün yaşadığımız sıkıntılar canımızı yakabilir ama asla bizim için yıkım sebebi olmaz. Olmayacaktır. Ne demiş Yunus, Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil. Dünyaya gelen gider, baki kalası değil diyerek şehitliği en büyük mertebe kabul ederek mücadeleye devam edeceğiz.

'SEN ORADA KALICI MISIN YA'

"Dün gece yaşadığım bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Bir telefon geldi. Ardından ben de gazimizi aradım. Gazimiz evraklarını gönderiyor ama evraklar işleme konmuyor veya ağırdan alınıyor. Tabii ilgili yerlere de durumu bildirdim. Şimdi de buradan sesleniyorum, ey kaymakam. Sen kendini ne sanıyorsun ya, sen orada kalıcı mısın ya. O gazi kendini niçin feda etti? Bu vatan için feda etti. Köprünün üzerine niçin yürüdü, bu millet için yürüdü. Sen eğer o makamda varsan o gazi için varsın. Haddini bilmediğin zaman sana haddini bildirirler. Nitekim İçişleri Bakanıma da söyledim, öyle zannediyorum ki gereği yapılacaktır.

'ÖZGÜRLÜK MARMARAY'DAN, AVRASYA TÜNELİ'NDEN GEÇER'

''Sizin bu dünyada özgürlük diye bir derdiniz yok, sıkıntınız yok. Özgürlük bu değil ya. Özgürlük, bu insanlara insanca yaşama erdemini huzurlarına getirmek. Özgürlük Marmaray'dan geçer, Avrasya Tüneli'nden geçer, özgürlük Osmangazi Köprüsü'nden geçer, özgürlük inşallah dünyanın en büyük havalimanından geçer. 18 Mart'ta Çanakkale Köprüsü'nün temelini atacağız. Bu da dünyada bir ilk olacak. Evelallah bu millet küllerinden doğarak sizi yine boğar. Ne fikir özgürlüğüne ne inanç özgürlüğüne ne düşünce özgürlüğüne bu ülkede bugüne kadar yasak gelmemiştir''

'HANS'IN GEORGE'NİN HAZIRLADIĞI RAPORLAR BİZİ BAĞLAMAZ'

''Ben bu milletle onur duymayacağım da gurur duymayacağım da kiminle duyacağım. Kısa bir sürede bitebilecek El Bab operasyonunun bu kadar uzamasının arkasındaki nedenleri biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı var. Atalarımızın da dediği gibi 'Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.' Bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız bambaşkadır. Gönül sınırlarımızın hududu yoktur. Bir devlete ihanet olacak ve bu hainler hala devletin içinde olacak, böyle bir şey olamaz. Daha bu temizlik bitmiş değil, çok işimiz var. Hans'ın, George'un hazırladığı raporlar bizi bağlamaz, bizi Mehmet'in, Ayşe'nin hazırladığı raporlar bağlar.''

'ÜLKEMİZİ MUHTARLARIMIZLA AYAKTA TUTACAĞIZ'

''Şu an Cudi'de kimler var? Mehmetimiz var. Şehilerde kim var? Polisimiz var. Atacakları kurşunları kalmadı. Bir kez daha ilan ediyorum, Türkiye savunma durumunu terk edip hücum pozisyonuna geçmiştir. Bugün 55 bine yakın muhtarımızla ülkemizi ayakta tutacağız.''
 
Sayfa Başına Dön