Tayyip: ‘İspat edersen istifa edeceğim’ demişti

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Nisan’da referanduma gitmesi planlanan anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i fesih yetkisi olmadığını öne sürerek “Ey Kılıçdaroğlu, sen bunu ispat edersen ben cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim” dedi.

‘İspat edersen istifa edeceğim
demişti
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun, başkanlık sisteminde verilecek fesih yetkisi ile ilgili açıklamasına yanıt verdi.

Erdoğan, 16 Nisan’da referanduma gitmesi planlanan anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i fesih yetkisi olmadığını iddia ederek “Ey Kılıçdaroğlu, sen bunu ispat edersen ben cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim” dedi.

Erdoğan, başkanlık sistemi önerisinde yer alan etkiyi reddederken, AKP'nin referandum kitapçığında da bu yetkinin bulunduğu kabul ediliyor.

Kitapçıkta "Fesih yetkisi yeni sistemde seçimlerin karşılıklı olarak yenilenmesi yoluyla gerçekleşebilecektir. TBMM 3/5 çoğunlukla, Cumhurbaşkanı da dilediği zaman bu yetkiyi tek başına kullanabilir." deniliyor.

Erdoğan, Büyükçekmece'de toplu açılış töreninde konuştu. Erdoğan, fesih yetkisiyle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenerek şu ifadeleri kullandı:
"Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i fesih yetkisi yok, tamamen yalan. Ey Kılıçdaroğlu, sen bunu ispat edersen ben cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim."

Cumhuriyet'in haberine göre Erdoğan’ın konuşmasından diğer satırbaşları şöyle:
"Benim bakanımı oraya sokmayacaksın, arabanın içine mahkum edeceksin, ondan sonra demokrasiden bahsedeceksin, şimdi devran değişiyor.

Rehavete kapılmayacağız, çok çalışacağız. Bunlarda inanç özgürlüğü yok. Bizim camilerimizi yakanlar, yıkanlar bunlar.

Kinleri, nefretleri o derece arttı ki terör örgütleri ile aynı safta yer almaktan çekinmiyorlar.
Avrupa Birliği'nde PKK'yı terör örgütü ilan ediyorlar. Sonra İsviçre'de, Hollanda'da, Almanya'da onlarla birlikte yürüyorlar. İsviçre Parlamentosu önünde pankart asmış, şakağıma silah dayamışlar. Rabbim'in bana verdiği ömrü değiştirmeye sizin gücünüz yetmez. Biz bu yola kefenimizle çıktık, yürüyoruz.

Bir devletin Cumhurbaşkanı'nı gözünüzün önünde tehdit edecekler, yazıklar olsun size. Bunun adı terör örgütüne yardakçılık yapmaktır.

Türkiye'ye karşı sergilenen faşist tavırlar, Batı'yı eski karanlık günlerine götürüyor. Yapılan faşizm ise buna faşizm denilmesinden kimse rahatsızlık duymasın. Batılılara diyorum ki, müslümanlara karşı ön yargılarınızdan vazgeçin ve samimi uyarılarımıza kulak verin.
18 maddelik anayasa değişikliği teklifini okumamış olanların, bu ülkenin idaresine talip olmaları mümkün mü? Bir rejim değişikliği söz konusu değil. Sadece hükümet sistemi değişikliği. Cumhurbaşkanı ile başbakan kavga etmesin diye bunu değiştiriyoruz.
2001 yılındaki Sezer-Ecevit kavgasının sonuçları vahim oldu. 2007 yılına kadar biz de çok çektik. Ülkemizin geçmişteki önemli bir sıkıntısı da koalisyonlardır. Bugüne kadar 48 hükümet kuruldu, buradan istikrar çıkar mı?

Yeni sistemde hükümet Meclis'te değil, sandıkta kuruluyor, millet kuruyor. Anladın mı Kılıçdaroğlu? Bu ülkede yüzde 15 oy alana, hatta arkasında partisi olmayan isme bile hükümet kurma görevi verildi. Pazarlıklar dönemi sona eriyor.

İstanbul'u CHP'li belediyeden aldık. Suyumuz var mıydı? Hava kirliliği almış başını gidiyordu. O gündür bugündür susuzluk yok. Çöp dağlarını kaldırdık. 4 buçuk sene belediye başkanlığı, 12 yıl başbakanlık, 2 buçuk yıl cumhurbaşkanlığı yaptım. Kılıçdaroğlu ne biliyorsa anlatsın. Her şeyimiz ortada.

Cumhurbaşkanı, muhtar görevden alamaz. Asla böyle bir yetkisi yok. Ey Kılıçdaroğlu, yalan söyleme. Yalancının mumu 16 Nisan'a kadar yanar. Şu ana kadar 16 bin muhtarımızı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırladım. Hedef 55 bin muhtarımızı ağırlamak.

Muhalefet adı altında yata yata siyaset yapma devri bitiyor. Bundan sonra çalışan, üreten kazanacak. Biz ürettik, çalıştık. Sağlıkta reform yaptık. Şu anda Türkiye'de hastanenin olmadığı il yok, ilçelere dahi hastane yapıyoruz. Helikopter, jet, paletli ambulanslar var artık."

Tayyip halka yalan mı söylüyor?

Tayyip Erdoğan, 16 Nisan günü oylanacak ‘başkanlık anayasası’ paketinde, Cumhurbaşkanı’na Meclis’i fesih yetkisi verileceğini hatırlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘yalancılıkla’ suçladı. 


Tayyip Erdoğan Halka Yalan mı Söylüyor?
“Ne diyor? Bir yalan daha. Parlamentoyu feshedecek diyor. Yaa yalan söyleme dürüst ol. Cumhurbaşkanı’nın Meclisi fesih yetkisi yok” şeklinde konuşan Erdoğan, “Bazı ukalalarını da sosyal medyaya servis etmişler, onlar da aynı şeyi söylüyor. Meclis’i feshedecek diyor, yok böyle bir yetki. Nerede var gösterin diyoruz onlara” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın yok dediği madde 
AKP’nin hazırlattığı kitapçıkta bile var

Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu’nu yalancılıkla suçlayıp olmadığını iddia ettiği yetki, AKP’nin referandum için hazırladığı kitapçıkta yer alıyor. AKP’nin referandum kitapçığındaki 18. bölümde yer alan “Cumhurbaşkanı veya Meclis birbirlerini fesh edebilirler mi” başlığı altında şu ifadeler yer alıyor:

“Fesih yetkisi, yeni sistemde seçimlerin karşılıklı olarak yenilenmesi yoluyla gerçekleşebilecektir. TBMM 3/5 çoğunlukla, Cumhurbaşkanı da dilediği zaman bu yetkiyi tek başına kullanabilir.”

İşte ilgili bölüm:

Erdoğan’ın bu sözleri ve AKP kitapçığındaki o madde ile ilgili hazırlanan video sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı. 

İşte o video;

 


Tayyip, Apo’nun ‘HAYIR’cı olduğunu nereden biliyor


Cumhurbaşkanı Apo’nun hayırcı olduğunu nereden biliyor

Müyesser YILDIZ
“Yeni anayasayla terör sona erecek” diyorlar.
Haliyle herkes de “Nasıl? Şu anda teröre bitirmek için önünüzde hangi anayasal engel var?” diye merak ediyor.

Terörle mücadele ve anayasa arasında nasıl bir bağlantı olabilir ki?!.

Şöyle bir bağlantı var:

Ağababaları, bölücü terör örgütüne laf olsun diye terör, katliam yaptırmıyor. Hedef, önce özerklik ve bunun anayasal güvenceye kavuşturulması… Yani Türk-Kürt federasyonu… Sonrasında da bağımsızlık… Aynen Irak’ın kuzeyinde olduğu, şimdilerde Suriye’nin kuzeyinde yaşandığı gibi…

Haziran 2015 seçimleri öncesinde bizzat Erdoğan, “Verin 400’ü, bu iş huzurla halledilsin” demedi mi? Ve dahi Türkiye Cumhuriyeti’ni “A.Ş. gibi yönetmek istediğini” söylemedi mi?

Yeni anayasayı hazırlayan Saray heyetinde yer alan Başdanışman Mehmet Uçum, “Türkiye milleti… Demokratik Cumhuriyet” ifadelerini kullanıp, “AKP, Kürt sorunun çözümü için Türkiye milleti inşaasına çalışıyor… Birinci kurtuluşla cumhuriyeti kazandık. İkinci kurtuluşla demokratik bir cumhuriyet kazanmış olacağız” açıklamaları yapmadı mı?

Besbelli bu sözler, yeni anayasa ile terörün nasıl biteceğini anlamamıza yetmedi ki, hâlâ “Nasıl?” diye soruluyor.

REİS’İN 1992’DE ÇİZDİĞİ YOL HARİTASI

O halde bir de Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak’ın 15 gün önce Ağrı’daki referandum konuşmasına bakalım. Şunları söyledi:

“AK Parti yol bütün bu işlerde yol haritasını taa reisin, liderinin İstanbul İl Başkanı iken 1992’de yazdığı raporlardan almıştır. Bizim bu coğrafyadaki kardeşlerimiz uzun yıllar Reis’in yanında olmuştur. Ben tekrar 16 Nisan’da o kardeşliğin, o dayanışmanın, o kuvvetin tekrar Ağrı Dağı kadar o yüce dayanışmanın ayağa kalkacağına inanıyorum.”
Kaynak’ın sözünü ettiği 1992 tarihli raporu değil, ama Erdoğan’ın 1993’te 2. Cumhuriyet tartışmalarıyla ilgili açıklamasını biliyoruz.

“Eğer halk totaliter rejimi istiyorsa, buna saygı duymalıyız”,
“70 yıllık Türkiye Cumhuriyeti katı bir üniter anlayışa sahip olmuştur”,
“Türkiye kendine din olarak ‘Kemalizmi’ almış ve kitlelere zorla dikte ettirmiştir. 2000’li yılların Türkiye’sinde artık ‘Kemalizme’ veya başkaca herhangi bir resmi ideolojiye yer yoktur ”,
“Resmi ideoloji, ırkçı bir kişilik taşıyor. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir. ‘Türkiye Türklerindir’ gibi tezler yanlıştır”,
Ve bu etnik grupların ayrılmayı istemesi haliyle ilgili olarak da;
“Belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir. Eyaletler içinde bir sistem olabilir” dediği, ayrıca “Türkiyeliler” ifadesini kullandığı açıklama.

Bir de 2001 yılında parti kurma hazırlıkları sürerken, danışmanlarının hazırladığı “Türkiye Projesi” adlı bir “başucu kitapçığı” vardı. O kitapçıkta da şunlar yazılıydı:

– Üniter devlete evet, üniter topluma hayır. Devlet, üniter toplum adına, vatandaşlarının vatandaş kimlikleri dışındaki kimliklerini belirleyemez, tanımlayamaz ve vatandaşlarına belirli bir kimliği dayatamaz…

– Türkiye’de toplum, resmi düzeyde tek dili konuşan bir toplum, rutin hayat içinde çok dilli bir toplum olabilir…

– Tevhid-i Tedrisat Kanunu tadil edilmelidir. Temel eğitim kurumlarında eğitimin içeriği, çok etnisiteli, farklılıklar içeren bir toplum dikkate alınarak değiştirilmelidir…

– Partimiz, otantik bir Kürt etnisitesinin varlığının peşinen kabul eder. Türkiye’nin Kürt Sorununu şöyle formüle etmek mümkündür; Kürt sorunu, halklararası bir sorun değil, devletin resmi ‘milliyetçi’ veya ‘Türkçü’ elitleriyle, ‘Kürtçü’ elitleri arasında bir sorundur… Ankara resmi ideolojisinde revizyona gittiğinde ve Türkiye’de hak ve adalet merkezli bir demokratik rejim gerçekleştirildiğinde, sorunun çözülememesi için hiçbir neden yoktur…
Başbakan Yardımcısı Kaynak’ın Ağrı’daki o sözleri de duyulmamış veya anlaşılmamış olabilir.

TERÖRÜN SEBEBİ BU ANAYASA İSE…

O halde bir de Başbakan Binali Yıldırım’ın daha dün Burdur mitingindeki şu sözlerine bakalım:

“Bu ülke bir başbakanını, iki bakanını darağacında kaybetti. Bu ülke nice gençlerini terör olaylarında kaybetti. Bu ülke çok vakit kaybetti, çok imkân kaybetti. Bu anayasa ile eğer devam edersek, kayıplarımız artarak devam edecek. Önümüzde darbeden kalma 82 model bir anayasamız var. Bu anayasa artık yürümüyor, yolda kalıyor, milleti de yolda bırakıyor. Artık bu anayasadan Türkiye’ye fayda gelmiyor, gençlere fayda gelmiyor, kadınlarımıza fayda gelmiyor.”

Dikkat buyurun; Başbakan, “Nice gençlerimizi terör olaylarında kaybettiğimizi” anlatıp, “Eğer bu anayasa ile devam edersek, kayıplarımız artarak devam edecek” diyor.

Bu sözlerin açılımı; “Kürt kimliğini tanısak, terör örgütü ne istiyorsa versek, terör olmaz, nice gençlerimizi de kaybetmezdik” değil midir?

Nihai hedefe ulaşmadan bölücü terörün sona erdirilmeyeceği ortadayken, bunlar yapılınca, terörün biteceğini zannetmeleri saflık değilse, nedir?

Peki referanduma sunulan anayasa teklifinde, bunları sağlayarak, “gençlerimizin kaybını” önleyecek bir düzenleme var mı?

“Evet”çi Bahçeli’ye göre yok. Nitekim dün Bursa mitinginde, “Federal sistem gelecek, Türkiye eyaletlere bölünecek, üniter yapı bozulacak diyorlar. Tümden iftira, tümden hayal mahsulüdür. MHP varken, Bursa şuurlu ve uyanıkken, Türkiye’yi federasyona sürüklemeye hiçbir işbirlikçi, casus, melun ve yabancı ajanın gücü yetmeyecektir. Ve de böyle birisi veya birileri henüz anasının karnından doğmamıştır. İlk dört madde güvencededir. Teminat MHP’dir… Kırmızı çizgilerimizi aşındırmaya kalkanın alnını karışlayacağımız da iyi bilinmelidir” dedi.

“Hayır”cılara göre ise var; Cumhur-Başkana verilen kararname çıkarma yetkisi.

O halde en basitinden şunu soralım: 

Mesela Erdoğan, İmralı’daki teröristbaşının da, “İlk adım için yeterlidir” dediği Avrupa Yerel Yönetimlere Özerklik Şartı’ndaki çekincelerimizi veya ABD-AB’nin yıllardır dayattığı, “İkiz Sözleşmeler” olarak adlandırılan BM Medeni ve Siyasal Haklar ile Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmelerindeki çekincelerimizi bir gece yarısı kararnamesi ile kaldırdığında, “kırmızı çizgilerimiz” aşınmış olmayacak mı? Ve bu durumda Bahçeli ne yapabilecek, Erdoğan’ın alnını nasıl karışlayacak?

“İmralı’daki teröristbaşı” demişken; Erdoğan, ikidir onun da “Hayır”cı olduğunu söylüyor. Bildiğimiz kadarıyla Dolmabahçe masası devrildiğinden beri İmralı’ya giden-gelen, mesaj getirip, götüren yok. Böyleyken, Erdoğan teröristbaşının “hayır”cı olduğunu nereden biliyor?

‘AKP panik içinde!’

Antalya'da referandum çalışması yapan AKP'li gruba saldırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan Zehra Özer ile kızı Rahşan Karasu, sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

'Hayır'cılar kızlarımızın

 başörtüsünü zorla çıkarmışlar'
 yalanı da çürüdü

'Zorla bir siyasi partinin faaliyetini engellemek', 'inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi', 'cumhurbaşkanına hakaret' suçlarından Antalya 4'üncü Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen Zehra Özer ile Rahşan Karasu suçlamaları kabul etmedi.


Rahşan Karasu, ifadesinde, olay günü annesiyle dolaşmaya çıktıklarını, ellerine broşür uzatıldığını söyledi. Broşürü alınca annesinin 'Utanmazlar bize evet broşürü vermiş' diyerek bunu yere attığını anlatan Rahşan Karasu, "Bunun üzerine arkadan gelen bir kadın, 'Rabia' işareti yapıp '16 Nisan'dan sonra göreceksiniz' dedi. Annem de 'Ne göreceğiz' dedi. Kadın anneme 'O.., göreceksiniz' diyerek sol tarafına tokat attı. Annem de bunun üzerine kadının saçını çekti. Birlikte yere düştüler. 8- 9 erkek etrafını sardı. Annemi tekmelemeye başladılar. Annemi kurtarmak için onlara vurmaya başladım. Ellerinden kurtulmak istedik. Çevremizi 20- 25 kişi sardı. Bize saldıran 4 kişi değil, çok daha fazla kişiydi. Hepsinden şikayetçiyiz" diye konuştu.

'CUMHURBAŞKANIMIZIN ADINI AĞZIMA ALMADIM'


Zehra Özer de suçlamaları kabul etmedi. Kızının ifadesini tekrar ettiğini kaydeden Zehra Özer, "Bana küfür etti. Bana ilk tokadı başı bağlı kız attı. Ben de bana vurmasın diye kızın tokasından yapıştım. Gözlüğüm düştü. Saçlarımdan yoldular. Bana tokat atan kız da saçıma yapıştı. Daha sonra adamlar gelip bana vurdu, ayaklarıma bastı. 10- 15 kişi üzerime çullandı. O kadar milletin içinde başbakana, cumhurbaşkanına hakaret edecek biri değilim. Hakaret etmiş olsam beni orada öldürürlerdi" dedi.

Yargılamanın ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ve yurtdışı çıkış yasağı konulan Zehra Özer ve kızı Rahşan Karasu, CHP'liler tarafından adliye kapısında karşılandı. CHP'nin referandum için kullandığı minibüsten çalınan 'İzmir Marşı' ile karşılanan Zehra Özer ile Rahşan Karasu'ya, CHP Antalya İl Başkanı Mustafa Erdem, Muratpaşa İlçe Başkanı Ahmet Kumbul ve bazı partililer destek verdi.

Zehra Özer'in oğlu Yasin Karasu ise korkmadan inandıkları değerleri savunmaya devam edeceklerini belirterek, "Kimsenin kılını incitmeyeceğiz, kimseyi kırmayacağız. Doğru bildiğimiz değerleri söylemekten vazgeçmeyeceğiz ve kimseden de korkmadan yaşamaya devam edeceğiz" dedi.

Rahşan Karasu ile Zehra Özer, zafer işareti yaparak adliyeden ayrıldı.

AKAYDIN: PANİKLEDİLER

CHP Konyaaltı İlçe Teşkilatı tarafından Uncalı Mahallesi'nde düzenlenen referandum çalışmalarına katılan CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu kınadığını belirtti. Referandumda 'hayır' çıkacağını savunun Akaydın, bu nedenle AKP'nin panik içinde olduğunu, bunun için de her türlü kışkırtmayı yaptığını savundu. Mustafa Akaydın, şunları söyledi:

"Bir anne ve kızı sokakta konuşarak etrafla ilgisi olmadan yürüyor. Birisi aniden 'şak' diye önlerine 'evet' pusulası veriyor. Kadıncağız da kuvvetli bir hayırcı. Elinden alıp 'cart' diye yırtıyor. Olay bu. Ondan sonra görmediği hakaret, rezillik kalmıyor. 20 kişi üstüne çullanıyor. Başı bağlı bir kızımız da 'Rabia' işareti yapıyor. Ve onlar saç saça, baş başa gelirken 20 erkek tarafından dayak yiyor. 


Ondan sonra sayın Dışişleri Bakanı çıkıyor ekranlara, 'Bunu yapan insan olamaz, bu hayvandır' diyor. Çok güzel bir dili, üslubu var. Hani 'şey lalesi' diyen Hollandalılara. Panikteler, hayır çıkacak. Bunun paniği ile yapabilecekleri her türlü kışkırtmayı yapıyorlar. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu şiddetle kınıyorum. Bir Dışişleri Bakanı böyle bir üslubu vatandaşı için kullanmaz. Antalyalı hemşerisine ne olursa olsun daha olayın ne olduğu ortaya çıkmadan 'hayvan' diye hitap edemez."

AKP'li Veysi Kaynak o sözleri inkar etti

Tahran yönetimi, Kaynak'ın "İran'dan 3 milyon mülteci gelebilir" sözlerine tepki göstermişti

"İran'dan 3 milyon 

mülteci gelebilir" diyen
AKP'li Veysi Kaynak o sözleri inkar etti
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, "İran'dan 3 milyon mülteci Türkiye'ye gelebilir" sözlerine Tahran'dan gelen tepki açıklamasına yanıt verdi. 

"İran'a yanlış tercüme yapıldığını düşünüyorum, sözlerim bağlamından kopartıldı" diyen Kaynak, "Ben İran'dan 3 milyon mülteci gelecek demedim, orada böyle bir potansiyel olduğunu bunun bizim tarafımızdan başarıyla engellediğini belirttim" ifadesini kullandı.

Tahran yönetimi, Kaynak'ın açıklaması için "alakasız ve tuhaf" tepkisi göstermişti.


İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ayrıca, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "İran ırkçılığı bölgede yayılmacı politikalarıyla geliştirmektedir" sözlerinin "Kabul edilemez" olduğu belirtilmişti.

Referandum tercihlerini böyle gösterdiler

Ulusal Kanal’ın 17. Yılı İsviçre Ulusal Gönüllüleri tarafından, Zürih kentinde düzenlenen dayanışma yemeği ile büyük bir coşkuyla kutlandı. Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serdar Üsküplü’nün konuşmacı olarak katıldığı yemeğe çok sayıda vatansever katıldı.


Referandum tercihlerini böyle gösterdiler
“TERÖRE, İSRAİL KORİDORUNA VE EKONOMİK KRİZE KARŞI HAYIRDA BİRLEŞ”

Serdar Üsküplü, Türk Milletinin 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini ezerek Küçük Amerika Sisteminden kurtulduğunu, önümüzde Avrasya çağının yer aldığını, Türkiye’nin insanlığın ön cephesi olduğunu anlattı.

Amerikan emperyalizminin PKK ve FETÖ’yü kullanarak gerçekleştirdiği terör saldırılarına ve ekonomik krize karşı en büyük cevabın HAYIRda Birleşmek olduğunu söyledi. Bu sırada davetliler ellerindeki “HAYIR” dövizlerini kaldırarak halkoylamasındaki tercihlerini gösterdiler.

ULUSAL KANAL VATAN SAVAŞI VEREN MEHMETÇİĞİN SİPERİNDE
Serdar Üsküplü Ulusal Kanal’ın 17 yıldır verdiği mücadeleleri ve başarılarını anlatarak, bağımsız Türkiye mücadelesinin en önünde yer aldığını söyledi.

Annan Planına karşı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin savunulmasında, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinde, Silivri duvarlarının yıkılarak Türk milletinin öncülerinin ve askerinin bileğindeki zincirlerin kırılmasında Ulusal Kanal’ın büyük rolünü vurgulayan Üsküplü “Bugün görevimiz Ulusal Kanal ailesini büyütmektir” diyerek vatanseverleri Ulusal Kanal gönüllüsü olmaya çağırdı.

İsviçre Cumhuriyet Kadınları Grubunun büyük katkıları ile gerçekleşen yemeğe katılan kalabalık davetli grubu, Serdan Adıbelli’nin verdiği konserle keyifli ve coşkulu bir akşam geçirdi.

AKP ve yandaşlarının ‘Hayır’a tahammül yok

CHP Balıkesir İl Başkanlığı’nın referandum çalışmalarında kullandığı parti aracının tüm lastikleri kesildi, ‘hayır’ yazılı görselleri çizildi. CHP İl Başkanı Ender Biçki, saldırıyı kınadı. Diğer taraftan Mengen’de hayır afişlerini boyayarak evet yazan 4 kişi kameraya yakalandı.


 ‘Hayır’a tahammül yok

CHP Balıkesir İl Başkanlığı’nın referandum çalışmalarında kullandığı parti aracının tüm lastikleri kesildi, ‘hayır’ yazılı görselleri çizildi. CHP İl Başkanı Ender Biçki, saldırıyı kınadı.

Balıkesir’de bu sabaha karşı Kızılay Caddesi’nde park halinde duran ve referandum çalışmalarında kullanılan CHP minibüsünün üzerindeki ‘hayır’ görselleri çizildi, yazılar kazındı, ayrıca aracın dört lastiği bıçakla kesildi. Arıcın önünde basın açıklaması yapan CHP İl Başkanı Ender Biçki, bu duruma tepki gösterdi. 


CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm ile Demokrat Parti (DP) Genel Başkan Yardımcısı Nihat Onbaşıoğlu, DP İl Başkanı Tamer Alver ve partililer de açıklamaya katılarak, olayı kınadı. Biçki, yaptığı açıklamada bir partinin kampanyayı Balıkesir’de en az 20 aracı ile yürüttüğünü, devletin tüm olanaklarının bir partiye seferber edilmiş durumda olduğunu söyledi. Biçki, şöyle dedi:

“Biz ise tek aracımızla ama gönülden, yürekten bu kampanyayı yürütmeye çalışıyoruz. Bu sabaha karşı alçakça yapılan saldırı sonucu aracımız tahrip edildi. Şunu herkes bilsin ki bu tür baskılar bizi asla yıldıramayacaktır. Bu garip arabadan, tek araçtan ne istediniz? Ondanda mı korktunuz, ona da mı tahammül edemediniz? İnsanları kırdırmayın, toplumu kutuplaştırmayın, milleti ayrıştırmayın. Çünkü bu referandum sonrası yine yan yana, omuz omuza bu ülkede yaşayacağız. Ama şunu herkes bilsin ki, millet bu referandumda evet demeyecek, hayır diyecektir.”

“BU SALDIRI CHP’YE YAPILMIŞTIR”

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm ise araca yapılan saldırının CHP’ye yapılmış olduğunu öne sürerken şöyle dedi:

“İktidarı bir korku salmış durumda. Türkiye’de ‘hayır’ diyenlerin psikolojisi ve inancı çok yüksek. Onlar ise bir saldırı içinde. Bu, CHP ile AKP arasında bir yarış değildir. Türkiye’de AKP’ye, MHP’ye Saadet Partisi’ne de oy verenler de, toplumun geniş kesimi ‘hayır’ diyor. Çünkü bu halk yetkinin tek bir elde toplanmasını istemiyor. Bunun bir sistem değil, rejim değişikliği olduğunu görüyorlar. Parti aracımıza yapılan saldırıyı da nefretle kınıyorum. Kim yaparsa yapsın, kim örgütlerse örgütlesin CHP’lilere, bu ülkedeki demokrat, aydın insanlara boyun eğdiremeyecekler. Biz Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi araçsız da yola çıkabiliriz. Biz bu millete, 80 milyona inanıyoruz. Onlar bir kişiye inanıyor. Bu halk 16 Nisan’da gereken cevabı verecektir.”

CHP’nin ‘Hayır’ afişinin tahrip edilmesi güvenlik kamerasında

Bolu’nun Mengen İlçesi’nde CHP’nin Demokrasi Köşesi’ne astığı ‘Hayır’ afişi, Başbakan Binali Yıldırım’ın fotoğrafı ve ‘Evet’ afişleri bulunan minibüsten inen 4 kişi tarafından sprey boya ile tahrip edilip üzerine ‘Evet’ yazıldı. Afişin tahrip edilmesi güvenlik kamerası ile kaydedilirken, Mengen Belediye Başkanı CHP’li Turhan Bulut ve partililer duruma tepki gösterdi.



CHP İlçe Başkanlığı, 15 Temmuz darbe girişimi ardından ‘Demokrasi nöbeti’ tutulan ve ‘Demokrasi Köşesi’ adı verilen Atatürk Caddesi’ndeki meydana, Anayasa referandumu ile ilgili hazırlanan ‘Hayır’ afişini astı. Afiş, gece saatlerinde kimliği belirsiz kişilerce sprey boya ile tarhip edilip ‘Evet’ yazıları yazıldı. 

Sabah afişin tahrip edildiğini fark eden CHP’liler ve belediye görevlileri, belediyenin güvenlik kamerası görüntülerini inceledi. Görüntüde, AK Parti’nin referandum çalışmalarında kullandığı iddia edilen minibüsten inen 4 kişinin sprey boyalar ile afişi tahrip ettiği görüldü. 

Saat 02.24’te afişi tahrip eden 4 kişinin, daha sonra aynı minibüse binerek uzaklaştığı görüntülerde yer aldı. CHP’liler, minibüsün gün içinde Bolu’dan gelerek ilçede referandum çalışması yapan Ak Parti grubu arasında yer aldığını iddia etti.

CHP’DEN TEPKİ
Mengen Belediye Başkanı Turhan Bulut, CHP İlçe Başkanı Şenol Ersoy ve partililer, tahrip edilen afişin önünde toplanıp duruma tepki gösterdi. Başkan Bulut, parti tarafından hazırlanan ‘Hayır’ afişlerinin Kaymakamlıktan alınan izin ile ilçede 3 ayrı noktaya asıldığını belirterek, şöyle dedi:

“Demokrasi Köşesi adını verdiğimiz bu noktaya asılan ‘Hayır’ afişi, AKP’ye ait araçtan inen 3-4 kişi tarafından tahrip ediliyor. Üzerine ‘Evet’ yazıyorlar. ‘Hayır’ pankartının üzerine ‘Evet’ yazarak tahrip eden kişileri esefle kınıyorum. Neden buna ihtiyaç duydunuz? 16 Nisan’dan önce bu ayrıştırmayı yapmaya çalışanlar, 17 Nisan’dan sonra neler yaparlar endişe duymamak elde değil. Siz buradaki tahribatla halkın gözünde çok daha fazla tepki alıyorsunuz. Bu saldırıların 16 Nisan’dan sonra devam etmemesini istiyoruz. 16 Nisan’dan sonra barış, kardeşlik ve demokrasinin gelmesini diliyoruz. AK Parti il ve ilçe başkanının bu olayla ilgili ivedilikle özür dileyerek kınamalarını bekliyorum.”

Başkan Bulut, afişi tahrip edenlerle ilgili yasal başvurularını yapacaklarını, savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını anlatırken, şöyle konuştu:

“Bunu yapanların mutlaka ortaya çıkartılmasını ve yasaların verdiği yetkiyle gerekenin yapılmasını istiyoruz. Burası Mengen. Burası kararını ‘Hayır’ olarak verdi. Bu kararı içlerine sindiremeyenler bir tepki göstererek pankartın üzerinde tahribata giriştiler. Yasal sürecin takçpisi olacağız. Ayrıca tahrip edilen bu afişi buradan kaldırmayacağız. Üzerine başka bir afiş asacağız.”

AKP'li başkanın ‘Akraba Belediyesi!’

"Sadece yönetimde değil belediye iştiraki olan iki şirkete de akrabalarını doldurdu"


AKP'li belediye başkanı,

 9 yakınını belediyeye müdür yaptı!

Türkiye'de 2014'de yapılan yerel seçimde AKP'den Düzce Belediye Başkanı seçilen Mehmet Keleş, aralarında amcası, gelini, yeğeni ve kuzenin de bulunduğu 9 akrabasını belediyede üst düzey görevlere atadı. 


Keleş, amcası Şemsettin Yenersoy, teyze kızı Mesude Özcan ile komşusu ve aile dostu Ali Güney'i Belediye Başkan Yardımcısı yaptı. Sosyal medyada Düzce Belediyesi aile şeması çıkarıldı. Şemanın altına da, “Başkanlık Sistemi için pilot bölge seçilen Düzce'de uygulama sorunsuz bir şekilde ilerliyor” notu düşüldü.

Sözcü gazetesinden Kamil Elibol'un haberine göre, duruma tepki gösteren CHP Düzce İl Başkanı Zekeriya Tozan, "Sadece yönetimde değil belediye iştiraki olan iki şirkete de akrabalarını doldurdu" dedi.

Mesude Özcan'ın 2 Mayıs 2016'ya kadar Belediye İmar ve Şehircilik Müdürü olarak görev yaptığı öğrenildi.

Sosyal medyada aile şeması

AKP'li başkanın eşi Gönül Keleş'in yeğeni Emre Kahraman Özel Kalem Müdürü oldu. Keleş yeğenlerinden; Ferit Girgin'i Destek Hizmetleri Müdürü,


Zeynan Karabacak'ı Su ve Kanalizasyon Müdürü, Kenan Güreşçioğlu'nu Fen İşleri Müdürü atadı.

Keleş, iki yıl Özel Kalem Müdürlüğü'nü yapan yeğeni Akif Keleş'i geçen yıl Yazı İşleri Müdürlüğü'ne kaydırdı. Mehmet Keleş, gelini İlkay Karabulut Keleş'i de unutmadı.
 

İlkay Keleş, iki yıldır kayınpederinin Basın Danışmanlığı'nı yürütüyor… Sosyal medyada Düzce Belediyesi aile şeması çıkarıldı. Şemanın altına da, “Başkanlık Sistemi için pilot bölge seçilen Düzce'de uygulama sorunsuz bir şekilde ilerliyor” notu düşüldü.

Şirketlerde de akrabaları var

Keleş'in Düzce Belediyesi'nde eş, dost, hısım akrabadan oluşturduğu kadro için ‘hanedanlık' yorumları yapıldı. 4 başkan yardımcısından ikisinin akrabası, birinin ise aile dostu olması manidar karşılandı.

Duruma tepki gösteren CHP Düzce İl Başkanı Zekeriya Tozan, belediye iştiraki olan İNTAŞ ve YEYPAŞ A.Ş.'de Keleş'in yakınlarının yönetici ve personel olarak istihdam edildiğini öne sürdü. Tozan, "Sadece yönetimde değil belediye iştiraki olan iki şirkete de akrabalarını doldurdu. Personel kayıtlarına bakıldığında hangi akrabaların çalıştığı ve ne kadar maaş aldıkları görülebilir" dedi.

Bir pankarta bakın. Bir de AKP'lilere! YAZIK

Bakan Özhaseki’nin katıldığı mitingde bir çocuğun eline verilen “Hükümeti indireceklermiş, siz benim donumu bile indiremezsiniz” pankartına tepki yağıyor…
 

AKP mitinginde 
küçük çocuğun eline verilen
 pankart tepki çekti
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin Sinop’ta katıldığı bir mitingde bir çocuğun eline, “Hükümeti indireceklermiş siz benim donumu bile indiremezsiniz” yazılı pankart verildi.

 CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Twitter hesabından Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katıldığı mitingte bir çocuğun eline verilen pankarta tepki gösterdi.

Çocukların siyasete bulaştırılmasını sert bir şekilde Barış Yarkadaş , “Çocuklara pis ahlakınızı bulaştırmayın… Seviyeniz yerlerde sürünüyor; çocukları pisliklerinize alet etmeyin…” dedi.

AKP'liler Yalana Doymuyor!

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kabataş yalanına taş çıkarır bir açıklamada bulundu. Çavuşoğlu, "Hayırcı bir grup gelmiş ve orada başörtülü kızlarımızın başörtüsünü zorla çıkarmışlar. Bu insanlık mı?" dedi.


Yalana doymuyorlar:

 'Hayır'cılar başörtülü kızlarımızın
 başörtüsünü zorla çıkarmışlar'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya'nın Işıklar Caddesi'nde, AKP Gençlik Kollarınca açılan standa saldırı olduğunu iddia ederek "Hayırcı bir grup gelmiş ve orada başörtülü kızlarımızın başörtüsünü zorla çıkarmışlar. Bu insanlık mı?" dedi.

Antalya Ticaret Borsası Meclis Salonu'nda yaptığı konuşma sırasında AKP Antalya İl Başkanı Rıza Sümer'in verdiği notu da okuyan Çavuşoğlu,  

"Işıklar Caddesi'ndeki bizim gençlik kolları standına hayırcı bir grup gelmiş ve orada başörtülü kızlarımızın başörtüsünü zorla çıkarmışlar. Bu insanlık mı? Affedersiniz hayvanlık. Sen de başka yerde stant kur. Bunların laiklik anlayışı bu" iddiasında bulundu.

Çavuşoğlu'nun açıklaması sosyal medyada "İkinci Kabataş yalanı" tepkisini doğururken, iddia edilen olaya ilişkin herhangi bir haber ya da bilgi olmaması ise dikkat çekti. Sosyal medyadaki bazı kullanıcılar, söz konusu habere ilişkin "AKP yine uyduruyor" yorumunda bulundu.

‘Silahlı saldırıyı Bekir Bozdağ planladı!’

MHP’den ihraç edilen Sinan Oğan, Yozgat’ta silahlı saldırıya uğradığını açıkladı. “Hayır” kampanyası yürüten MHP’nin muhalif isimlerinden Sinan Oğan, daha önce de konuşması sırasında saldırıya uğramıştı. 


Sinan Ogan:
   ‘Silahlı saldırıyı 
Bekir Bozdağ planladı!’

Bu saldırıyı hatırlatan Sinan Oğan, Twitter’da “Önce kürsü devrildi, sonra araca saldırı şimdi de silahlı saldırı… Saldırıyı B. Bozdağ, Vali, E. Müdürü ve S. Durmaz ortak planladı” diye yazdı. 

Aynı saatlerde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ın Kadışehri ilçesinde “Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi” konulu bir konferansta konuşuyordu.

Oğan’ın ‘Hayırlı Anadolu Yürüyüşü’ programları kapsamında geldiği Yozgat’ta konuşma yapacağı salon önünde arbede çıktı. Konuşma öncesi burada toplanan MHP’li grupla, Sinan Oğan taraftarları, karşılıklı atılan sloganların ardından birbirine girdi. Kavgayı ayırmak için araya giren polisler sopa ve yumrduk darbelerine maruz kaldı. Yaralanan 2 polis hastaneye götürüldü.

Olay, Yozgat Belediyesi Kültür Merkezi toplantı salonu önünde saat 14.00 sıralarında meydana geldi. Sinan Oğan, özel bir minibüsle, konuşma yapacağı salonun önüne geldi. Oğan araçtan inmek üzereyken, taraftarları ‘Bozkurt Sinan’, toplanan MHP’li gençler ise ‘Hareketin lideri Devlet Bahçeli’ sloganı atmaya başladı. 

Bu sırada ‘torpil’ denilen küçük çaplı ses bombaları patlamaya başladı. Gerginlik büyürken, gruptakiler arasında, sopaların da kullandığı, kavga çıktı. Kavgayı ayırmak isterken araya giren sivil polislerden 2’si, aldıkları yumruk darbeleri sonucu yere yığıldı. Hafif yaralanan polisler, ambulans ile hastaneye kaldırıldı.

Salon önünde daha önce güvenlik tedbiri alan Çevik Kuvvet’in müdahalesi sonucu kavga daha fazla büyümeden engellendi. Karşılıklı sloganların devam ettiği salon önünde polis MHP’lileri uzaklaştırmak için biber gazı sıktı. Rüzgarın ters esmesi sonucu gazdan daha çok polisler etkilendi.

“ARAMIZDA ÇAĞRI TÜRKEŞ HANIMEFENDİ DE VAR”
Olaylar yatıştıktan sonra Sinan Oğan salona geçerek konuşmasına başladı. Oğan, kendisinin Iğdır doğumlu olmasına rağmen Yozgat’tan evli olduğunu belirtti.

Oğan, “Alparslan Türkeş de Yozgatlı olmamasına rağmen, Yozgat milletvekilliği yapmıştı. Bugün de buraya Alparslan Türkeş’in kızı Çağrı Türkeş hanımefendi ile buraya geldik. Kendisi de salondadır. Türk milliyetçiliğinin beşiği olan Yozgat, cennet mekan Başbuğumuzu milletvekili seçmiş, doğum yeri burası olmasa da Başbuğumuza diğer 81 vilayet gibi ev sahipliği yapmıştır. Bugün aramızda Başbuğumuzun emaneti Çağrı Türkeş hanımefendi de var. Ülkenin kötü gidişatına hayır diyen vatan evlatları aramızda. Tüm ülkeyi geziyoruz. Benim için iki ilin son derece önemi vardır. Bir, doğduğum Iğdır, bir de damadı olduğum Yozgat’tır. Maalesef ki Yozgat’ın misafirperverliğine, Yozgat’ın ülkücü ahlak ve edebine sığmayacak davranışla biraz önce karşı karşıya kaldık” dedi.


Sinan Oğan konuşmasının devamında, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Vali Kemal Yurtnaç ve Emniyet müdürüne eleştirilerde bulunarak, “Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç Bekir Bozdağ’ın peşinde dolanacağına, emniyet müdürü ile burada tedbir alsaydı, bu olaylar yaşanmazdı” dedi.

Devletin mi, yoksa Tayyip'in mi polisi?


"'Evet'i dağıtabilirsiniz ama 'hayır'ı dağıtamazsınız"
Ankara'da 'hayır' bildirisi dağıtanlara müdahale eden polis, bildiri dağıtmak isteyen vatandaşa "'Evet'i dağıtabilirsiniz ama 'hayır'ı dağıtamazsınız" dedi. 

Aydınlık.com.tr'nin haberine göre Ankara Güvenpark'ta 'hayır' bildirisi dağıtan bir grup vatandaşa polis engel oldu. Müdahalesi sırasında bir polisin, "'Evet'i dağıtabilirsiniz ama 'hayır'ı dağıtamazsınız" sözleri o an kayıtta olan kameralara yansıdı. 
                                                                                                                                                              


 
Sayfa Başına Dön