Tayyip Ensar ve Gerger’i unuttu

AKP Genel Başkanı  Tayyip Erdoğan Partisinin grup toplantısında son dönem yeniden gündeme gelen ve idam tartışmalarını başlatan çocuk istismarı konusunda, “Caydırıcı olması bakımından en ağır cezai müeyyide ne ise bu cezai müeyyideler de kesinlikle alınacaktır.” ifadelerini kullandı… 

‘Adana’ dedi… 
‘Antalya’ dedi, 
Ensar ve Gerger’i unuttu
Erdoğan’ın sözleri geçmişte yaşanan AKP’nin çocuk istismarlarına karşı tutumunu akıllara getirdi.

‘Adana’ dedi… ‘Antalya’ dedi, 
Ensar ve Gerger’i unuttu. 

Tıklayın devamını okuyun

O küfürbaz yobaz Mehmet Akif 'e de küfretmiş!

Kadir Mısıroğlu'nun mahkeme tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif Ersoy'a p.zevenk dediği ispatlandı...

Atatürk düşmanı Kadir Mısıroğlu'nun İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif Ersoy'a ettiği küfür tekrar gündem oldu
Atatürk'e hakaret edenler, Kurtuluş Savaşı için 'keşke Yunan galip gelseydi' diyen Kadir Mısıroğlu'nun İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif Ersoy'a da küfür ettiği ortaya çıktı...

Son günlerde geçirdiği rahatsızlık sebebi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis Başkanı İsmail Kahran gibi isimler tarafından tekrar gündeme gelen Kadir Mısıroğlu hakkında bir skandal daha ortaya çıktı.

12 Mart 2012'de İstiklâl Marşı'nın kabul etkinlikleri haftasında bir konferans veren Kadir Mısıroğlu'nun Mehmet Akif'i eleştirirken, “P.....k” dediği kesinleşti. 

Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma başlatmı, bilirkişi de Mısıroğlu'nun Akif'e küfür ettiğini ortaya çıkardı. 2012 meydana gelen olay 2014'te bilirkişi raporu ile kesinleşmişti.

"Camilerin rant kapısı oldu" diyen imamı yaktılar

Yenidoğan Bilal-i Habeşi Camisi'nde görev yapan imam Ebubekir Karsan, camilerde toplanan paraların nerelere harcandığının meçhul olduğunu söyleyerek bir video çekmişti. Ebubekir Karsan'ın sosyal medyada yayınladığı video nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alındığı iddia edildi...

'Camilerde yardım adı altında 

toplanan paralara ne oluyor?' demişti!
 O imam açığa alındı

İmam Ebubekir Karsan çektiği videoda camilerde Diyanet'in emri dışında dernekler adına da paralar toplandığını belirterek, bu paraların nerelere ve kimlere gittiğinin meçhul olduğunu anlattı.
 

"CAMİLER RANT KAPISI OLDU"

Camilerin rant kapısı haline geldiğini söyleyen Karsan, caminin ihtiyaçlarının ise toplanan bu paralardan karşılanmadığını ileri sürdü.

AÇIĞA ALINDI

Dernek statüsünde olan cemaatlerin camileri mesken tuttuğunu ve camilerde toplanan rantı paylaştığını söyleyen imam açığa alındı.



Kritik Türkiye ve Suriye mesajı!

Afrin'deki duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının Şam yönetimiyle doğrudan diyalog yoluyla korunabileceğini söyledi...
 
Rusya'dan kritik Türkiye ve Suriye mesajı!
Moskova'da Pakistan Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Lavrov, Afrin'deki durumla ilgili "Türkiye'nin güvenlik çıkarları, Şam'la doğrudan diyalog yoluyla tamamen korunabilir" dedi.

'TÜRKİYE'NİN KAYGILARINI VE KÜRTLERİN ARZUSUNU ANLIYORUZ'

Lavrov, Rusya'nın Türkiye'nin Suriye'deki durumla ilgili kaygılarını ve Kürtlerin arzusunu anladığını kaydederek bu konuda spekülasyon yapılmaması gerektiğini belirtti.

Bu hususların Astana'da Rusya, Türkiye ve İran arasında liderler düzeyinde de olmak üzere istişare edildiğini anımsatan Lavrov, "Türkiye'nin kaygılarını ve Kürtlerin arzusunu kabul ediyoruz. Kabul etmediğimiz ve karşı çıktığımız husus, yabancı güçlerin Kürt halkının meşru çıkarlarıyla hiçbir alakası olmayan gündemlerini Suriye'de öne çıkarmak için bu arzular üzerinde spekülasyon yapma girişimleridir" ifadelerini kullandı.

AKP tabanında “tek adamlık” ve “koalisyon” sıkıntısı

AKP için anket yapan MAK Danışmanlık firmasının verilerine göre, AKP’de, özellikle işadamı ve iyi eğitimliler olmak üzere, tepkili ama sessiz bir kesim var. Tabanda “tek adamlık” ve “koalisyon”a hoş bakılmıyor. Böyle düşünen AKP’liler, “Referandumda en önemli vaat, artık koalisyon olmayacaktı” diyor ve MHP ile ittifakı koalisyon olarak yorumluyor...

AKP tabanında koalisyon sıkıntısı


AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında dünkü görüşmeyle ittifakın çatısı oluşturulurken, anketlerden “sahada sessizlik var” sonuçları geliyor. 


AKP seçmeni içinde ise “tepkili ama sessiz” kesimler bulunduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

AKP-MHP ittifakının kesinleşmesinin ardından gözler partilerin oy oranlarına çevrildi. Ancak bu kez yüzde 50+1 zorunluluğu nedeniyle tek tek partilerden çok evetçi ve hayırcı partilerin oluşturacakları blokların alabilecekleri toplam oy oranları merak ediliyor. Araştırmacıların tespitleri, 16 Nisan referandumundaki evet-hayır arasındaki yüzde 50 - yüzde 50 dengesinin büyük oranda devam ettiğini gösteriyor. Bu nedenle Erdoğan da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da hedeflerini yüzde 60 olarak açıkladı.

AKP’ye de anketler yapan MAK Danışmanlık firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, yaptırdıkları ölçümler çerçevesinde ittifak süreci, partilerin durumu ve seçimlere ilişkin sahadaki durumu Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Sessizlik: AKP, yüzde 40’lar düzeyindeki oy oranını koruyor. Ancak referandum öncesi yüzde 50’lere yakın bir orandaydı. MHP de evet blokunda yer almasına rağmen yüzde 50’yi çok az bir oyla geçtiler. Şu andaki ölçümlerde MHP yüzde 7’lerde. Dolayısıyla bu bir bıçak sırtı durumu. Ayrıca AKP seçmeni ve tabanı içinde benzer bir sessizlik gözlemlemek mümkün. Bunu en çok ticaret yapan işadamlarında görmek mümkün. İşadamları, siyasi tercihleri başka türlü olsa bile kendilerine bu yönde yöneltilen sorulara, hükümetle ters düşecek cevaplar veremiyorlar. İktidar partisini tercih ettiklerini ifade ediyorlar. Yine bir başka sessiz kesim ise özellikle büyükşehirlerdeki iyi eğitimli kesimler. Özellikle bu ‘sessiz’ diye niteleyeceğimiz kesimlerde belli tepkiler de var.

“Hani koalisyon olmayacaktı”: Sessiz dediğimiz AKP taban ve seçmenine daha detaylı sorular sorduğumuzda tepkiler de ifade ediliyor. Bu tepkilerden en önemlisi MHP ile yapılan ittifak konusu. Referandumda en önemli vaat, “artık koalisyon olmayacak” şeklindeydi. Şimdi MHP ile ittifakın bu vaadi ortadan kaldırdığını düşünenler var. “Hani koalisyon olmayacaktı. MHP ile resmen koalisyon yapıldı” diye tepkilerini ifade edenler var. Yine tabanda ve seçmen arasında tek adamlık kaygıları da gözleniyor. Referandumdan sonra geçen süreçte tek adam eleştirisinin haklılığını kabul edenler var.

Belediye operasyonları: Bir diğer konu ise belediye başkanlarının görevden alınması. AKP’de en önemli kentlerin büyükşehir belediye başkanları art arda görevden alındı. Metal yorgunluğu yeterince ikna edici değil. Zaten bu görevden alınmaların iyi anlatılamadığı görülüyor. Anketlerde görevden alınmaların nedeni için yüzde 70 oranında yolsuzluk çıkıyor.

Seçmen, bu görevden almaları yolsuzluğa bağlıyor. Görevden alınanların yerine gelen isimler de yeterince tanınmıyor. Ankara’daki yeni başkan bir ölçüde tanındı ama İstanbul’daki hiç tanınmıyor. Bu yerel seçimler öncesi ciddi bir handikap.

HDP’deki sessizlik: HDP seçmeninde, özellikle Güneydoğu’da belli bir oranda sessizlik ve tercihini ifade etmeme tavrı olduğunu gözlüyoruz. Güneydoğu’daki anketlere bizzat kendim katıldım. Çözüm umudu ve sürecinin devam ettiği zamanlara göre bölgede HDP seçmeninin belli bir bölümünün tercihini net olarak belirtmekten kaçındığı görülüyor. HDP, barajın hemen altında bir oranda seyrediyor ama yeni bir durum olarak sessiz seçmenin sandık başında oyunu vermesiyle barajı aşması muhtemeldir.

CHP’nin adayı önemli: CHP, şu an da AKP ile birlikte baraj sorunu olmayan iki partiden biri. Anketlerde kararsızlar dağıtılmadan yapılan hesaplamalarda yüzde 22’ler düzeyinde oyu var. Ancak hayır cephesinin amiral gemisi niteliği nedeniyle CHP’nin kendi oy oranı değil, cumhurbaşkanı seçiminde nasıl bir aday çıkaracağı önemli. Çünkü beraber hareket edeceği partiler de bunu bekliyor. Yüzde 50+1 şansı da CHP’nin çıkaracağı adaya bağlı. Özellikle ikinci tur açısından.

Akşener acele etmek zorunda kaldı: İYİ Parti de yüzde 6’nın üzerinde bir oranda oya sahip. Ancak İYİ Parti’nin asıl gücü cumhurbaşkanı seçiminde görülecek. Çünkü şu anda Meral Akşener çok acele etmek zorunda kaldı.

Yeterince hazırlık yapamadı. Partisinin seçim dışı kalacağı kaygılarıyla hızla teşkilatlanmaya gitti, hızla kongreleri gerçekleştirdi. Ayrıca sesini yeterince duyurumadı ve partisini tanıtamadı. Seçimlerin normal zamanında yapılacağını düşünüyorum ama yine Akşener’in hep söylediği 15 Temmuz tarihi de elde bir kart olarak duruyor.



Çok kritik "delil yoktur" tespiti

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'na verilen 5 yıl 10 aylık hapis cezasının gerekçesi açıklandı...

Çok kritik "delil yoktur" tespiti


CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak" suçundan aldığı 5 yıl 10 aylık hapis cezasının gerekçesi açıklandı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nin Enis Berberoğlu'yla ilgili yabancı devlet görevlisi veya terör örgütü yöneticisi ile temas halinde olduğuna dair dosyada bir delil olmadığını vurgulaması dikkat çekti.

Habertürk Haber Merkezi'nden Arzu Kaya'nın haberine göre; yerel mahkemece "casusluk" suçundan verilen hükmü "bilgileri açıklamak" suçuna çeviren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 

"Sanığın herhangi bir yabancı devlet görevlisi veya terör örgütü yöneticisi ile temas halinde olduğuna, bu bilgileri bu maksatla elde edip yayınlanacağını bilerek Can Dündar'a vererek açıklanmasını sağladığına dair dosyada bir delil yoktur. 

HTS kayıtlarının konuşma tarihi, saati ve konuşulan kişi yönüyle Can Dündar'ın beyanı ile uyumlu olduğu sabittir. Can Dündar'ın kitabında da açıkça belirtildiği üzere, 27 Mayıs öğleden sonra görüntü ve bilgileri yayınlanacağını bilerek verdiği anlaşılmıştır" cümlelerine yer verdi.

 

Hizbullah okullarımızda!

Hizbullah'ın siyasi kanadı Hüda-Par'a yakınlığıyla bilinen Peygamber Sevdalıları Platformu'na üye İkra Eğitim Sağlık Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, dün Milli Eğitim'e bağlı kamu okullarında 'siyer' adı altında sınav düzenledi. 75 ilde yüzlerce okulda düzenlenen sınava 300 bin öğrencinin katıldığı belirtildi...

Hizbullah okullarda!
Hizbullah'ın siyasi kanadı Hüda-Par'a yakınlığıyla bilinen Peygamber Sevdalıları Platformu'na üye İkra Eğitim Sağlık Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Türkiye genelinde Milli Eğitim'e bağlı kamu okullarında "siyer" sınavı düzenledi... 

Sınav öncesinde Milli Eğitim Bakanı adına Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Bilal Tırnakçı imzasıyla tüm okullara sınav duyuruldu. Duyuruda, sınavın amacının "Peygamber efendimizin örnek hayatının öğrencilere öğretilmesi" olduğu vurgulandı. 

 SINAVDA HAREM-SELAMLIK UYGULANDI

Platformun yayın organı Doğru Haber gazetesinde, sınavın 75 ilde yaklaşık 300 bin öğrencinin katılımıyla yapıldığı belirtildi. "Umre ödüllü siyer sınavı" olarak duyurulan sınava erkek ve kız çocuklarının ayrı ayrı alındığı da ifade edildi.


Tayyip ve oğlu Bilal'i çıldırtacak şikayet

HKP,  devlet bütçesiyle yapılan yurdun 29 yıllığına, bedelsiz olarak Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜRGEV’e devredilmesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu...

Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal'i çıldırtacak şikayet


Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP), Konya’da devlet bütçesiyle yapılan yurdun 29 yıllığına, bedelsiz olarak Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜRGEV’e devredilmesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.

HKP’nin, Başbakan Erdoğan, Bilal Erdoğan, Konya Valisi, Konya Özel İdaresi İl Genel Meclisi üyeleri, Kredi Yurtlar Kurumu yöneticileri hakkında bulunduğu suç duyurusunda olayın özeti şöyle anlatıldı:

“Konya'da 1 yıl önce açılan TÜRGEV Yüksek Öğretim Kız Öğrenci Yurdu'nun binasının İl Genel Meclisi tarafından 6 Haziran 2013 tarihinde alınan kararla TÜRGEV'e 29 yıllığına bedelsiz olarak verildiği ve onun yerine 200 metre mesafede olan bir başka binaların yurt olarak aylık 160 bin liraya kiralanmasıdır.”

TÜRGEV’E VERİLEN YURDUN HER ŞEYİ DEVLETTEN

Suç duyurusunda kamu yararı gerekçe gösterilerek TÜRGEV’e verildiği belirtilen yurdun, iç dizaynının ve döşeme masraflarının ise belediyeler tarafından karşılanacağı belirtildi.

HKP suç duyurusunda, kamunun parasıyla TÜRGEV’e bağışlanan yurdun 1 milyon 877 bin TL’ye mal olduğunu belirterek, “Konya'da TÜRGEV'e verilen yurt binasının yapım ödeneği, Vilayetler Hizmet Birliği tarafından karşılandı. 19 Ağustos 2011 tarihinde yapımına başlanan bina 4 Temmuz 2012'de tamamlandı. 1 milyon 877 bin TL.ye mal olan bina teslim edildikten sonra ,TÜRGEV'e verilmeden önce Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) aynı yerin 200-300 metre ilerisinde ve Bosna-Hersek Mahallesi içerisinde özel şahıslardan çok yüksek ücretlerle bina kiralayarak, öğrenci yurdu oluşturdu. Sancak Mahallesi'nde KYK'ya ait olan 378 öğrenci kapasiteli yurda 58 bin 108 TL, Bosna Hersek Mahallesi'ndeki 740 öğrenci kapasiteli yurda ise 104 bin 41 TL aylık kira bedeli ödenmektedir.” dedi.

HKP, tüm bunları gerekçe göstererek, “Görevi kötüye kullanma , görevinden   kaynaklı kişi ve kurum kayırma, bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep olmak, Kamu kurum v e kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılığa neden olmak” suçlamalarıyla; Başbakan Erdoğan, Bilal Erdoğan, Konya Valisi,  Konya Özel İdaresi İl Genel Meclisi üyeleri, Kredi Yurtlar Kurumu Yöneticileri hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

İşte o suç duyurusunun tam metni:

"CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

KONYA

Suç İhbarında Bulunan  : Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

 Karanfil Sk. No:24/15 Kızılay/ANKARA

V e k i l l e r i            : 1- Av. Orhan ÖZER,

                        2- Av. Metin BAYYAR 3- Av.Sait KIRAN

                        4- AV. Doğan ERKAN.  5- Azime Ayça ALPEL

                        6- Av. Ayhan ERKAN 7- Av. Pınar AKBİNA

                        8- Av. A. Serdar ÇINGI. 9- Av. Tacettin ÇOLAK

                        10- Av. Halil AĞIRGÖL.

                      

S a n ı k l a r      : 1- Recep Tayip ERDOĞAN- Başbakan

                        2- Bilal ERDOĞAN – Türgev yöneticisi ve Başbakan

                                               Oğlu

                        3- Konya Valisi (İl Özel İdaresi Başkanı Sıfatıyla)

                        4- Konya Özel İdaresi İl Genel Meclisi üyeleri.

                        5- Kredi Yurtlar Kurumu Yöneticileri.

S u ç                   : Görevi kötüye kullanma (TCK.257/1,2) , görevinden   kaynaklı kişi ve kurum kayırma (ayırımcılık- TCK.122/1-a), bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep olmak ( İrtikap- TCK. 250/1), Kamu kurum v e kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılığa neden olmak ( TCK. 158/1-d-e)

Suç Tarihi              : 06. Haziran 2013

A ç ı k l a m a l a r       :

                       1- O L A Y        :

Olayın özeti; Konya'da 1 yıl önce açılan TÜRGEV Yüksek Öğretim Kız Öğrenci Yurdu'nun binasının İl Genel Meclisi tarafından 6 Haziran 2013 tarihinde alınan kararla TÜRGEV'e 29 yıllığına bedelsiz olarak verildiği ve onun yerine 200 metre mesafede olan bir başka binaların yurt olarak aylık 160 bin liraya kiralanmasıdır.

      Olayın Gelişim Seyri:                                             

17 Aralık operasyonun ardından Türkiye gündemine oturan kısa adı TÜRGEV olan TürkiyeGençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı ile ilgili iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Türkiye'nin birçok şehrine kurulan TÜRGEV'e ait yurtlarla ilgili yolsuzluk tartışmaları devam ediyor. Konya'da Yazır Mahallesi'ne 200 kişilik yurt açan TÜRGEV'in yurt binasını bedelsiz bir şekilde aldığı ortaya çıktı. Konya'da 1 yıl önce açılan TÜRGEV Yüksek Öğretim Kız Öğrenci Yurdu'nun binasının İl Genel Meclisi tarafından 6 Haziran 2013 tarihinde alınan kararla TÜRGEV'e 29 yıllığına bedelsiz olarak verilmiştir.

İl Genel Meclisi'nin 6 Haziran 2013'te gerçekleşen oturumunda TÜRGEV'e tahsis edilmesi kararı verildi. Kararda şu ifadeler yer aldı: “Selçuklu İlçesi Yazır Mahallesi 21801 ada 7 parselde bulunan arsa üzerine Konya İl Özel İdaresi tarafından yaptırılan 200 kişilik öğrenci yurdu binasının Türkiye Gençlik ve Eğitim Hizmet Vakfı'na yakıt, elektrik, su, bakım ve onarım ve diğer ortak giderlerin kendilerince karşılanmak şartı ile 29 yıllığına bedelsiz tahsis edilmesi, tahsis edilmesine ilişkin olarak da 6360 sayılı kanunun geçici 1.maddesinin 4. fıkrası hükümleri gereğince ilgili makamlardan gerekli onayın alınması hususlarına karar verildi.” İl Genel Meclisi'nin kararda yurt binasını TÜRGEV'e kamu yararına çalışan bir vakıf olma gerekçesiyle tahsis ettiği belirtildi. TÜRGEV yurdunun iç dizaynının ve döşeme masraflarının ise belediyeler tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.

Konya'da TÜRGEV'e verilen yurt binasının yapım ödeneği, Vilayetler Hizmet Birliği tarafından karşılandı. 19 Ağustos 2011 tarihinde yapımına başlanan bina 4 Temmuz 2012'de tamamlandı. 1 milyon 877 bin TL.ye mal olan bina teslim edildikten sonra ,TÜRGEV'e verilmeden önce Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) aynı yerin 200-300 metre ilerisinde ve Bosna-Hersek Mahallesi içerisinde özel şahıslardan çok yüksek ücretlerle bina kiralayarak, öğrenci yurdu oluşturdu. Sancak Mahallesi'nde KYK'ya ait olan 378 öğrenci kapasiteli yurda 58 bin 108 TL, Bosna Hersek Mahallesi'ndeki 740 öğrenci kapasiteli yurda ise 104 bin 41 TL aylık kira bedeli ödenmektedir.

Konya İl Özel İdaresi, kendisinin yaptırdığı yurt binasını TÜRGEV’e 29 yıllığına bedava vererek, yurt hizmeti için ayda 160.000,00 Tl ödemek suretiyle bina kiralamıştır. Devletin resmi kurumu olan KYK, öğrenci yurdu oluşturmak için özel şahıslardan fahiş fiyatlara bina kiralayarak kamuyu bilerek zarara uğratmaktadır. HUKUK DEVLETİNDE BÖYLE BİR KEYFİLİK VE TASARRUF OLAMAZ. KAMU MALI VE HİZMETİ BÖYLESİNE ÇARÇUR EDİLEMEZ. BUNUN ELBETTE BİR MALİYETİ OLACAKTIR. Ve yetkililer yasa önünde hesap vermek zorundadır.

Olayla ilgili basında yer alan bir haberi aktarmak, olayın yarattığı infiali anlatmaya yeter sanıyoruz: “Kon­ya­’da, köy­ler­den ge­le­cek or­ta öğ­re­tim öğ­ren­ci­le­ri­nin ba­rı­na­bil­me­si için Kon­ya Va­li­li­ği İl İda­re­si ta­ra­fın­dan yurt in­şa et­ti­ril­di. An­cak, yok­sul ço­cuk­la­rı­n ka­la­ca­ğı yurt he­nüz açıl­ma­dan be­del­siz ola­rak 29 yıl­lı­ğı­na TÜR­GE­V’­e dev­re­dil­di. Böy­le­ce, or­ta­okul ve li­se öğ­ren­ci­le­ri için yap­tı­rı­lan yurt, yok­sul ço­cuk­la­rı­nın el­le­rin­den alın­dı. Or­ta­ya çı­kan yurt açı­ğı da Yük­se­köğ­re­nim Kre­di ve Yurt­lar Ku­ru­mu ta­ra­fın­dan, TÜR­GE­V’­e 100 met­re uzak­lık­ta, 160 bin li­ra­ya iki ay­rı yurt bi­na­sı ki­ra­la­na­rak çö­zül­dü."

Olay basında ve kamuoyunda böylesine eleştirilir ve olaya isyan edilirken, yetkili Adli mercilerin olaya kulak tıkamasını anlamak zorlaşmaktadır. Bu olay öyle sıradan bir olay değildir. Tüm kamuyu yakından ilgilendiren bir olaydır. Soruşturulması zorunludur. Bu suç ihbarımız öyle zorlanarak yapılmış bir ihbar değildir. Olayın soruşturulmasında kamu yararının varlığı açıktır. Böylesine bir olayın soruşturulmadığı bir ülkede demokrasinin varlığından söz edilemeyeceğine inancımız nedeniyle bu ihbarı vatansever bir görev olarak görüyoruz.

2- HUKUKİ NİTELEME   :

a-) Sanıklardan Recep Tayip Erdoğan, ülkemizin Başbakanı olarak, her türlü yolsuzluğa bulaşmış, özellikle de oğlu Bilal Erdoğan”a 17 Aralık sonrası “paraları sıfırla” diye talimat veren birisidir. Bu kişi ne yazık ki, YARGIYI DA TESLİM ALMIŞ DURUMDADIR. Tasarruflarıyla işlediği hukuksuzluklar karşısında, ne yazık ki Kimse hakkında soruşturma açılmasına cesaret edememektedir.

Ancak suça konu olayda, TÜRGEV vakfının yöneticisi Bilal Erdoğan’ın, Başbakan Tayip Erdoğan’ın oğlu olmasa, hiçbir kamu görevlisinin olayımızdaki gibi bir suçu işleyemeyeceği açıktır. O zaman, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın SUÇUN AZMETTİRENİ olduğu açıktır.

b- ) Sanıklardan Bilal Erdoğan, Babası Recep tayip Erdoğan’ın organizasyonu ve yönlendirmesiyle, kamunun tüm imkanlarını kullanarak, menfaat elde etmeyi ve bu amaçla kurduğu TÜRGEV vakfını kullanarak hem iş çevresinde hem de kamu kurumlarında yasal dayanaktan yoksun bağış ve gelirler elde eden bir kişidir.

c- ) Diğer sanıklar; Konya Valisi ve İl Özel İdare ve İl Genel Meclisi ve Kredi yurtlar Kurumu yetkilileri; tamamen BİAT kültürüyle yetişmiş, zavallı bürokratlardır. Aldıkları kararların suç olduğunu bile bile, suça konu kararları alabilmişlerdir.

3- SUÇ NİTELEMESİ     :

Yukarıda açıklanan eylemlerle ilgili olarak:

a-) Sanıkların bilerek ve kasten memuriyet görevlerini kötüye kullandıkları 

( TCK.257/1,2) ;

b-) Memuriyet görevlerini kullanarak kişi ve kurum kayırma (Ayrımcılık) suçunu işledikleri ( TCK.122/1-a) ;

 c-) Bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep oldukları ve böylece irtikap suçunu işledikleri (TCK. 250/1;

d-) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak Nitelikli dolandırıcılığa aracılık ettikleri ( TCK.158/1-d, e ) hususunda kuvvetli şuç şüphesinin varlığı da gözetilerek soruşturmanın acilen başlatılması için, müvekkilimiz parti adına iş bu ihbarda bulunmayı görev saydık.

Sonuç Ve İstem     : Açıkladığımız ve soruşturma sonucu ulaşılacak diğer deliller ışığında, olayla ilgili gerekli soruşturmanın yürütülerek, sanıklar hakkında gerekli kamu davasının açılmasını vekaleten saygıyla dilerim. 06.05.2014

Müşteki
HALKIN Kurtuluş Partisi (HKP)
Vekili Av. Orhan ÖZER"
Odatv.com 

Türkiye bu kadını konuşuyor

"Üretmeyen toplumun yok olmaya mahkumdur" diyen Kars Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür sosyal medyada fenomen haline geldi...

Sosyal medya o kadını konuşuyor

Kars Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür, sosyal medyada fenomen haline geldi...

Sosyal medyada dolaşan videoda, Ömür, kadının toplumda yer alması ve aile içinde söz hakkı olması için tıbbi bitkiler üzerine dernek kurduklarını belirtip derneğin hikâyesini anlattı.



İLETİŞİM, SAĞLIK, BESLENME VE FRANSIZCA KURSLARI...

"Üretmeyen toplumun yok olmaya mahkumdur"
diyen Zümran Ömür, 2007 yılında 45 kadın 15 erkek ile dernek kurduklarını ifade etti. 650 tür bitkiyi ekonomiye kazandırmak için çalışma başlattığını söyleyen Ömür, 35 tür tıbbi bitki öğrendiklerini belirtti.

Ömür, eğitimler sırasında kırsaldaki kadınların doktora gittiğinde kendisini ifade edemediğini gördüğünü, bu yüzden de kırsaldaki kadınların kendisini daha iyi ifade edebilmesi için iletişim kursları, sağlık kursları, beslenme kursları ve Fransızca kursu aldıklarını anlattı.


Hem üretip hem de tüketmek için yaptıkları çalışmaları dernekte sergilediklerini söyleyen Zümran Ömür, 2010 yılında Boğaztepe Köyü’nde "Peynir Müzesi" kurduklarını da belirtti.

Bu araçların otopark ücretleri kendi değerini aştı

Şanlıurfa'da çeşitli nedenlerle yediemin otoparkına çekilen ve aralarında son model lüks otomobillerin de bulunduğu yaklaşık 2 bin araç ile 5 bin motosikletin otopark ücreti, kendi değerlerini aştı...

El konulan araçların 

otopark ücretleri kendi değerini aştı 

Şanlıurfa'da polis ve jandarma ekiplerince gerçekleştirilen denetimlerde; muayenesiz, hacizli, icralık, çalıntı, kusurlu ve eksik evrak nedeniyle trafikten men edilip yediemin otoparkına çekilen 2 bin araç ve 5 bin motosiklet, sahipleri işlemlerini tamamlamadığı için otoparkta çürümeye başladı. 


Uzun süre otoparkta çürümeye terk edilen araçların otopark ücreti, değerlerinin aştı.

Otopark işletmecisi Hadi Öğe, aralarında lüks otomobillerin de bulunduğu milyonlarca lira değerindeki milli servetin göz göre göre çürüdüğünü söyledi.

Öğe, yaklaşık 10 ile 20 yıllık araçların otoparkta bulunduğunu, bu araçların otopark ücretinin değerini 3 kat aştığını belirterek, "Bu araçları korumak için gece ve gündüz olmak üzere 10 kişi vardiyalı olarak çalışıyor. Genellikle hacizli, muayenesiz ve sigortasız araçlar geliyor.Bu araçların hurdaya ayrılması lazım. Bunun için defalarca Milli Emlak Müdürlüğü'ne ihale açılması için başvuruda bulunduk. Bir türlü yetkililer bize dönmedi. Günde birkaç motosiklet ya da otomobil veya minibüs parka çekiliyor. Cezalar çoğu zaman maliyetten yüksek olunca özellikle motosiklet sahipleri, işlemleri yapmak yerine motosikletini almamayı tercih ediyor. Otoparkımız tam anlamıyla araç mezarlığına dönüştü. Burada oldukça yüksek meblağ, milli servet çürüyor. Yetkililerin bu sorunu bir an önce çözmelerini bekliyoruz" dedi.

Aylık otopark ücreti 200 lira olan araçların sahipleri ise hurda indiriminden faydalanılmasını istedi.

Hastanelere güveniyormusunuz?

Önümüzdeki yıllarda Ankara'da iki büyük hastane yapılacak. Ankara Tabipler Odası'nın yaptığı araştırmaya göre, vatandaşlar hastanelerde özlük haklarının korunmayacağını düşünüyor...

Ankaralı hastanelerine güvenmiyor

Ankara’da biri bu yıl diğeri 2019’da iki şehir hastanesi açılacak. Ankara Tabip Odası bu ihtiyaçtan yola çıkarak bir şehir hastaneleri anketi yaptı. 

Ankara’nın değişik hastane ve sağlık kuruluşlarında görevli 530 doktora 7 soru yöneltildi.

Cumhuriyet’ten Çiğdem Toker köşesinde konuyla ilgili verileri paylaştı ve şu ifadelerde bulundu:

“Konunun kamu borcunda yol açacağı tahribatı, yıllardır ve sıklıkla işliyoruz. Fakat çok boyutlu bir mesele bu. Devasa ölçekteki iki şehir hastanesi devreye alındığında kent ve toplum yaşamı, ulaşımdan sağlık hizmetlerinin kalitesine, erişimine dek bugünkünden çok farklı olacak. Ne var ki ortada ciddi bir farkındalık sorunu var.

Ankara Tabip Odası bu ihtiyaçtan yola çıkarak bir şehir hastaneleri anketi yaptı. 

Ankara’nın değişik hastane ve sağlık kuruluşlarında görevli 530 doktora 7 soru yöneltildi.

Biz, soru ve gelen yanıtları yorumsuz olarak aktaralım:

* Şehir hastanesinde çalışmak istiyor musunuz?
Evet: Yüzde 7 – Hayır: Yüzde 73 – Kararsız: Yüzde 20.

* Şehir hastanesi hakkında, mevzuat, idari yapı, işleyiş gibi konularda yeterince bilgilendirildiğinizi düşünüyor musunuz?
Evet: Yüzde 4 – Hayır: Yüzde 96.

* İl sağlık müdürlüğü tarafından, çalıştığınız hastanede ŞH ile ilgili bilgilendirme toplantısı yapılmasını ister misiniz?
Evet: Yüzde 86 – Hayır: Yüzde 14.

* Şehir hastanesinde göreve başladıktan sonra özlük haklarınızda kayıplar olacağını düşünüyor musunuz?
Evet: Yüzde 55 – Fikrim Yok: Yüzde 37 – Hayır: Yüzde 8.

* Şehir hastanesinde göreve başladıktan sonra yükünüzün artacağını düşünüyor musunuz?
Evet: Yüzde 64 – Fikrim Yok: Yüzde 27 – Hayır: Yüzde 9.

* Şehir hastanelerinin konumu düşünüldüğünde, sizin ve hastaların hastaneye ulaşımında zorluklar yaşanacağını düşünüyor musunuz?
Evet: Yüzde 86 – Fikrim yok: Yüzde 5 – Hayır: Yüzde 9.

* Şehir hastanesinde göreve başladıktan sonra, hastalara şu anda vermiş olduğunuz hizmete kıyasla, daha nitelikli bir sağlık hizmeti verebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Evet: Yüzde 9 – Fikrim Yok: Yüzde 25 – Hayır: Yüzde 66.”

Maçka Parkı’nda 199 ağaç bir gecede söküldü

Maçka Parkı’ndaki 199 ağaç yerinden söküldü...

Maçka Parkı’nda 199 ağaç söküldü


Dolmabahçe - Levazım - Baltalimanı - Ayazağa karayolu tüneli projesi kapsamında Maçka Parkı’ndaki 199 ağaç yerinden söküldü.

Hürriyet'ten Fırat Alkaç'ın haberine göre geçtiğimiz Pazartesi günü başlayan çalışmalarda düne kadar parkın Beşiktaş Vodafone Park Stadyumu’na bakan Bayıldım Caddesi’nin alt tarafındaki ağaçlar tek tek sökülüyordu.

Dün gece ise Bayıldım Caddesi'nin üst kısmında kalan çevrili alandaki ağaçların tamamının sökülmesi dikkat çekti.

BİR GECEDE SÖKTÜLER

Ağaç sökme işlemleri düne kadar parkın Beşiktaş Vodafone Park Stadyumu’na bakan kısmında sürerken bir gecede alandaki bütün ağaçların sökülmesi dikkat çekti.

İBB ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “Çalışma alanı içerisinde toplam 199 ağaç bulunmakta, bu ağaçların 85 adedi Maçka Parkı içerisinde yer almaktadır. Maçka Parkı’ndaki 3.500 metrekare alanda bulunan 85 ağaç, Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Tabiat Parkı’na dikilecektir. Park dışında kalan 114 ağaç da farklı bölgelere nakledilecektir” demişti.

 
Sayfa Başına Dön